Cumhuriyet 18.08.2007
Ülkesinden kaçmak zorunda kalan Khazai: İran'da mollalar da ılımlı olarak gösteriliyordu
'Yavaş yavaş gelirler'
Ortadoğu ve Orta Asya Medeniyetleri uzmanı Dr. Khazai, zenginlerin, öğrencilerin, sözde aydınların sokaklarda mollalar için destek gösterileri yaptıklarını ama "devrimden" sonra hepsinin ülkeden kaçmak zorunda kaldıklarını söyledi.
İran'ın Türkiye için ders olması gerektiğini belirten Khazai, "Ben ılımlı Müslümanlığa kuşkuyla yaklaşıyorum. Mollalar devrim öncesi hiçbir zaman İslami bir sistem getireceklerini söylemediler. Demokrasi getirecekleri sanıldı" dedi.
ELÇİN POYRAZLAR
BRÜKSEL - Brüksel'de Zerdüştlük Çalışmaları Avrupa Merkezi Direktörü Dr. Khosro Khazai, İslami devrim sonrası İran'dan ayrılmak zorunda kalan ve ülkeye getirilen bu dini rejime karşı savaş veren bir bilim insanı. Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmeleri yakından izleyen Ortadoğu ve Orta Asya Medeniyetleri uzmanı Khazai, ülkede giderek güçlenen siyasi İslama dikkat çekiyor. Khazai, Türkiye'ye İslami rejim gelirse bunun devrimle değil "çok yavaş" getirileceği görüşünde.
-İran'daki İslami devrimden bu yana Belçika'da yaşıyorsunuz...
-1978 yılında Belçika'nın Gent Üniversitesi'nde doktora öğrenimimi tamamladıktan sonra İran'a geri döndüm ve Şiraz Üniversitesi'nde çalışmaya başladım. Ben geldikten 9 ay sonra öğrencilerin önayak olmasıyla devrim başladı. Ben İslamcı devrime karşıydım ve hayatım tehlikedeydi. Bu nedenle Belçika'ya geri dönerek İslamcı devrim karşıtı yazılar yazmaya başladım. Amacım birkaç yıl burada mücadele verdikten sonra İran'a geri dönmekti. Ancak yazılardan sonra pasaportuma el kondu ve bundan üç yıl sonra da annem ve babam vahşi bir biçimde katledildiler. Bir daha da İran'a asla dönmedim.
İran'daki devrimin asıl hedefi neydi?
- O dönem insanlar bunun Şah'ı devirecek ve ülkede siyaset değişikliğine yol açacak İran devrimi olduğunu savunuyorlardı. Oysa bu tamamen dini rejimi yurtdışına ihraç etmeyi de hedefleyen İslamcı bir devrimdi. Tüm Müslüman komşu ülkeler bu ihracın hedefi oldu.
'Türkiye de hedefti'
Pakistan bu devrim sonunda İslam Devleti adını aldı, Cezayir ve diğer Müslüman ülkeler İslami devlete sahip olmak için harekete geçtiler. Türkiye de bu devrimin hedeflerinden biriydi. Ancak Türkiye arka arkaya gelen darbeler nedeniyle bu tehditten bir şekilde kurtulmuş oldu. Bu devrim Avrupa ve diğer Müslüman ülkelerdeki Müslümanları da etkiledi. Örneğin o döneme kadar üniversitede türbanlı tek bir kıza rastlamazdınız.
Bugün İran için yeni bir kültür hareketi üzerinde çalışıyorsunuz...
- İran'daki teokratik rejime nasıl karşı koymamız gerektiği konusunda çok açık bir ayrıma gitmek gerekir; bu da ülkedeki rejimin siyasi değil dini bir rejim olduğu gerçeğidir. Bununla siyasi değil ancak kültürel bir savaşım yapılabilir. Dini bir rejime sosyalizmle, kapitalizmle ya da liberalizmle karşı koyamazsınız. Çünkü İslami rejimin içindeki unsurlara karşı, demokratik bir tartışmaya açık olmamasından ötürü siyasi araçlarla savaşmanız mümkün değildir.
İslamcılıkla demokrasinin uyuşmadığını mı söylüyorsunuz?
- Kesinlikle uyuşmazlar. Ben buna derinden inanıyorum. 28 yılda İran'da İslamın ne olduğunu çok iyi öğrendik biz. Türk aydınları toplumun İslamlaştırılmaması için sokaklarda gösteriler yaptılar.
'Ders olmalı'
Türkiye'deki pek çok aydın bunun bir tehlike olduğunun farkında. 28 yıl önce İran'da bunun tam tersi yaşanıyordu. Kürklü zengin kadınlar, öğrenciler, sözde aydınlar, sokaklarda mollalar için destek gösterileri yapıyorlardı. Devrimden sonra hepsi ülkeden kaçtı. İran rejimi Türkiye için bir ders olmalı. Dünyada 57 Müslüman ülke bulunuyor. Bunların hangisinde tam anlamıyla demokrasi var? İslamcılık ve demokrasi ateş ve su gibidir.
Türkiye'de AKP hükümetinin gizli İslamcı gündemi olduğuna yönelik kuşkular bulunurken Avrupa AKP'nin Müslüman demokrat olduğu görüşünde.
- Ben ılımlı Müslümanlığa kuşkuyla yaklaşıyorum. İran'da devrim öncesi mollalar da ılımlı olarak nitelendiriliyordu.
'Mollaların demokrasi getirecekleri sanıldı'
Mollalar devrim öncesi hiçbir zaman İslami bir sistem getireceklerini söylemediler. Şah'ı devirecekleri, iktidara gelecekleri ve demokrasi getirecekleri sanıldı. "Bizimle herkes seçiminde özgür olacak" diyorlardı. Devrimden sonra olan oldu. Mollalar çok akıllı davrandı. AKP'nin ise kafası karışık gibi görünüyor buradan. Bir tarafta AB'ye girmeye çalışıyorlar öte yandan eşleri başlarını örtüyor. Eğer AB'ye girerse Türkiye'de İslami bir devlet kurma hedefi de yok olacak. Belki onlar da ne yaptıklarını bilmiyorlar. Ya da AB'ye girmek istedikleri yolunda bir popülizm oyunu oynuyorlar.
Başka bir tez de AKP'nin AB üyelik sürecini, laikliğin güvencesi olan Türk ordusunun gücünü eritebilmek için sürdürmek istediği yolunda. Size bu tez inandırıcı geliyor mu?
- Bu da oldukça güçlü bir tez. İslamcı bir gündemle ordunun rolünü bu yolla azaltmayı hedefliyor olabilirler. Ancak yine de ben ordunun demokratik sürece müdahale etmesini çok sağlıksız buluyorum. Kendini modern ve demokratik bir ülke olarak kabul eden Türkiye'de bu mantıktan kurtulmak gerekli. İslamcılardan hiç hoşlanmıyorum ama seçimle gelmiş bir İslamcıyı askeri darbeye tercih ederim.
Türkiye'de gerilim yaratan konulardan biri de türban meselesi. Buna nasıl bakıyorsunuz?
- İran'da kadınlar dini inançları yüzünden değil mecbur oldukları için ve korkularından başlarını kapıyorlar. Başlarını kapamazlarsa dayak ya da hapis cezası alıyorlar. Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde ise türbanı kadınlar ya gerçekten inandıklarından ya da siyasi sembol olduğu için takıyorlar. Bana sorarsanız türban İslamcı hareketin siyasi bir sembolüdür. Ben hiçbir kadının kendiliğinden türban takacağına inanmıyorum.
'Koca bir yalan'
Avrupa'da yaşayan Müslüman kızlar türbanı "kişisel özgürlük" olduğu için taktıklarını savunuyorlar.
- Bu koca bir yalan Demokratik sistemi kendi çıkarları için kullanmak istiyorlar. Çünkü İran'a gidip türban takmamak gibi bir şansları yok.
Sizce Türkiye'de rejim değişikliği tehlikesi var mı?
- Türkiye'de İslamcı hareket oldukça güçlü. Laiklik aydın kesimde yaygınken Anadolu'da İslamcı kültür egemen. Türkiye'de İslami rejim gelirse bu İran'daki gibi devrimle olmayacaktır. Oldukça yavaş ve çok yumuşak bir biçimde gelecektir. Bunun iki nedeni var: Avrupa'ya olan coğrafi yakınlığı ve İran'daki devrim tecrübesi.
İran'ın da siyasi İslamın yükselişinde payı var..
- Bugün İran'daki rejim AKP'yi destekliyor Türkiye'nin İslamcı bir yapıya bürünmesini istiyor. Devrimin hedeflerinden biriydi bu. Gelecek on yılda da Türkiye'de siyasi İslamın güçleneceğinden hiç kuşkum yok. Bu sadece Türkiye için geçerli değil, Avrupa için de aynı şey söz konusu. Batı toplumunda siyasi İslam daha fazla hissedilecek.
Türkiye'yi gergin siyasi bir dönem bekliyor. Bu konuda tavsiyeleriniz var mı?
- Türkiye'de hem laiklik hem de İslam arzusu var. Bu da bir Müslümanın yaşayabileceği en zor ikilemdir. Türkiye'de yaşanan bu krizden ciddi anlamda iyi ve yapıcı bir sonuç alınabilir. Türklerin ülkelerinin gerçekleriyle yüzleşmesi ve demokrasi yönünde harekete geçmesi gerekli.
Türkiye'deki akıllı insanlar, dayatmaları reddedip Türk toplumunun ne olması gerektiğini görerek tehlikeye karşı birleşme yoluna gidebilirler.
Böylelikle ülkede İslamcı olmayan demokratik güçler birleşebilir. İslamcı hareket şaka değildir, çok ciddi bir konudur ve ciddiyetle ele alınmalıdır. |