Date: Thu, 30 Nov 2006 18:38:07 +0200
From: alia@BASBAKANLIK.GOV.TR
Subject: [GRASSROOTS] Haberler 2-30.11.2006
To: GRASSROOTS@TURKISHFORUM.ORG
TURKISH FORUM * WORLD TURKISH ALLIANCE United We Stand - United We Are Stronger BIRLIKTEN KUVVET DOGAR Informing and Activating Turks and Friends World Wide TurkishForum.com |
|
ICINDEKILER
Papa’nın Türkiye Gezisi ve Batı’nın Türkiye Önyargıları
---DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ TAN: "ACELECİLİKLE HAREKET
EDİLMESİ VE DİPLOMASİYE FIRSAT VERİLMEMESİ, SİYASİ
BASKILARLA HAREKET EDİLDİĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR"
-RUM YÖNETİMİ SÖZCÜSÜ PAŞARDİS: "TÜRKİYE'NİN
BAŞLIKLARINI DONDURMAK YAPTIRIM DEĞİLDİR"
-ABD'DE BİR MAHKEMENİN TERÖRİZMİN FİNANSMANINA
İLİŞKİN KARARI
-TÜRKİYE'NİN AB'YE GİRMESİNİ İSTEYEN
ALMANYALI TÜRKLERİN ORANI AZALDI
http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1275&kat2=2
Papa’nın Türkiye Gezisi ve Batı’nın Türkiye Önyargıları
DIŞ POLİTİKA ANALİZLERİ
Hüseyin KALAYCI
30 Kasım 2006
Papa seçilmeden önce Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı açıklamalarda bulunan Vatikan Devlet Başkanı ve Katolik Kilisesi’nin Ruhani Lideri Papa 16. Benediktus’un Türkiye ziyareti, hem AB-Türkiye ilişkilerinin hem de Batı-İslam ilişkilerinin krizde olması nedeniyle bütün dünyanın yoğun ilgisini çekiyor. Ayrıca, Papa’nın İslam hakkındaki olumsuz görüşlerine Türkiye’den başbakanlık düzeyinde tepki gösterilmiş olması bu ziyareti daha da ilginç kılıyor. Dünyanın önde gelen haber kuruluşlarının ve basın yayın organlarının bu ziyareti canlı bağlantılarla ekrana getirdiği ve sadece geziyi değil Türkiye’yi mercek altına aldığı düşünülürse, Papa’nın Türkiye’de iyi ağırlanıyor olması önemli bir mesaj niteliğindedir. Papa olmadan önce yaptığı konuşmalarda Türkiye’nin AB üyeliğine açıkça karşı çıkan Papa 16. Benediktus’un, bu gezi esnasında Türkiye’yi AB’de görmek istediği şeklinde açıklamalar yapması Türkiye için hiç de küçümsenmeyecek bir fırsattır. Nitekim Papa’nın Türkiye’nin AB’ye üyelik konusundaki destek mesajları hiç gecikmeden dünya basınında da geniş yer bulmuştur. Her ne kadar sekülerleşmeyle birlikte Vatikan’ın ve Katolik Kilisesi’nin Avrupalı vatandaşlar üzerindeki etkisi eskisine göre azalmışsa da, yine de Hristiyanlık, Avrupa kültürünün önemli bir unsurudur ve Katoliklerin ruhani liderinin bu sözlerinin yankı bulmaması mümkün gözükmemektedir.
Aslında Türkiye daha önce hiç Papa ağırlamamış bir ülke değil. 1967'de 6. Paul, 1979'da da II. Jean Paul Türkiye'ye gelmişti; ancak Hristiyan alemiyle İslam dünyası arasında son yıllarda yaşanan gerginlikler ve yeni Papa’nın infial yaratan sözleri nedeniyle, özellikle zamanlaması bakımından 16. Benediktus’un ziyaretinin ayrı bir önemi var. Türkiye gezisi, Papa 16. Benediktus için bir fırsat niteliği taşıyor. Çünkü İslam dünyasını inciten ve kızdıran yorumlarından sonra kendisini ağırlayabilecek hoşgörüye ve olgunluğa sahip Türkiye’den başka bir Müslüman ülke bulma şansı yok gibi. Bu nedenle, Katoliklerin ruhani lideri için Türkiye gezisi birkaç ay önceki ağır sözlerini telafi edebilmek ve bir nebze olsun aklanabilmek için önemli bir fırsat. İslam ülkelerinin, Papa’nın Müslümanlardan resmî olarak özür dilemesini beklediği bir dönemde Papa’nın Türkiye ziyareti aracılığıyla İslam ülkelerindeki kızgınlığı yumuşatmaya yönelik açıklamalar yapması beklenebilir. Daha önce İslam ile ilgili sözlerinin yanlış anlaşılmasından ötürü üzgün olduğunu bildiren Papa’nın Türkiye ziyaretini Müslümanlara dostluk mesajları aktarmak için bir fırsat olarak kullanması muhtemeldir.
Medeniyetler İttifakı Girişimi’nin İspanya ile birlikte eşbaşkanlığını yapan Türkiye, Papa’nın gezisinin ilk başta medeniyetler buluşması amaçlı olduğunu düşünmüştü. Ancak Papa’nın ziyaretiyle buluşturmayı amaçladığı medeniyetler, sanıldığı gibi Hristiyanlarla Müslümanlar değil, Katoliklerle Ortodoks Hıristiyanlar. Papa’nın öncelikli amacının Patrik Bartolomeos'un 30 Kasım'daki Aziz Andreas yortusuna katılmak olduğu ve bu fırsatla Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki “Ekümenik Birliği” sağlamaya çalışacağı anlaşıldı. “Ekümenik Birlik” vasıtasıyla 1054'te ayrılan Doğu ve Batı kiliselerinin, bir başka deyişle, Katolik ve Ortodoks Kiliselerinin birleştirilmesi ve Hristiyanların tek bir çatı altında toplanması hedefleniyor. Katolik Kilisesiyle Ortodoks Kilisesinin birleşmesi ne kadar zor görünse de, Papa’nın kendisine böyle bir siyasi misyonu seçmesinin doğru okunması ve İslam dünyasıyla Hristiyanlar arasındaki gerginliğin bu yeni Papa döneminde aşılabileceği yönünde aşırı bir beklentiye girilmemesi gerekir. Şu an dünyada, Katoliklerle Ortodokslar arasında dünya barışını tehdit edecek bir çatışmanın bulunmaması, Papa’nın asıl ilgisini Müslümanlarla Katolikler arasında barışın ve uzlaşının inşasına yöneltmesi beklentisini doğursa da, 16. Benediktus’un şimdilik böyle bir projesi olmadığı tahmin ediliyor.
Bu arada, Batı medyasının önemli bir bölümü Türkiye’yi ve diğer Müslüman ülkelerini şiddetin ve ilkelliğin kol gezdiği ülkelermiş gibi gösterme eğiliminde. Çeşitli komplo teorileri ve kıyamet senaryoları aracılığıyla yabancı basın Papa’nın Türkiye gezisine “suikast düzenlenebilir” gözüyle bakıyor. Özellikle de, hayli azınlıkta kalmış birkaç grubun yaptığı protesto gösterilerine geniş yer vererek, sanki tüm Türk halkı ziyarete karşı çıkıyormuş gibi bir hava yaratıyor. Başta Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan çevreler olmak üzere, Müslüman toplumların şiddete yatkın oldukları önyargısına sahip kişiler, bu geziden ilkel ve şiddet içeren görüntüler toplama yarışında. Ancak korkulan olmadı. Türkiye büyük bir devlet geleneğine sahip olmanın verdiği özgüvenle başarıyla ev sahipliği görevini yerine getiriyor. Anlaşılan o ki, Batı ile Müslümanlar arasında sağlıklı bir diyaloğun oluşturulması için öncelikle iletişim araçlarının, yani medyanın önyargılı tutumunu bırakması gerekiyor.
Papa’nın Türkiye ziyareti, Türkiye’nin yalnızca Müslümanlar için değil aynı zamanda Hristiyanlar için de özel konuma sahip bir ülke olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin bu özel konumu hem tarihinden, hem de bugün Avrupa’ya siyasi, kültürel ve ekonomik olarak en yaklaşmış ülke olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’nin Medeniyetler Çatışması fikrini çürütmeye aday tek ülke gösterilmesi, Papa’nın dolaylı ya da dolaysız olarak medeniyetler buluşmasına dönüşme ihtimali bulunan Türkiye gezisini daha da anlamlı kılıyor.
***
-AB KOMİSYONUNUN TÜRKİYE ÖNERİLERİ...
-DİPLOMASİYE YETERLİ FIRSAT VERİLMEDİĞİNİ DÜŞÜNEN
ANKARA, AB YOLUNDA İLERLEMEYE KARARLI
-DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ TAN: "ACELECİLİKLE HAREKET
EDİLMESİ VE DİPLOMASİYE FIRSAT VERİLMEMESİ, SİYASİ
BASKILARLA HAREKET EDİLDİĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR"
-"HALKIMIZIN İYİLİĞİ İÇİN BU SÜRECE DEVAM EDECEĞİZ"
ANKARA (A.A) - 30.11.2006 - AB Komisyonunun Türkiye ile müzakerelerin 8
başlıkta askıya alınmasını tavsiye eden kararını "acelecilik" olarak gören
Türkiye, AB yolunda ilerleme kararlılığını bir kez daha vurguladı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, haftalık basın toplantısında
gazetecilerin soruları üzerine, Türkiye'nin AB müzakere sürecine ilişkin son
günlerde yaşanan gelişmeleri ve Komisyonun tavsiye kararını değerlendirdi.
Sözcü Tan, AB Komisyonunun aldığı tavsiye kararı ve diğer gelişmeler
hakkında perde arkasında birçok görüşme olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"(Komisyonun kararında) Görünen ve görünmeyen çeşitli nedenler vardır.
Görünen nedenleri öne çıkararak karar almışlardır. Bunun AB'nin şeffaflık
ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır. Bizim için önemli olan Türkiye'nin
transformasyonudur. Türk halkı ve hükümetinin sorumluluğu budur. Halkımızın
iyiliği için bu sürece devam edeceğiz."
Avrupa'nın olumsuz bir konjonktürden geçmekte olduğuna işaret eden Tan,
"bunun gelip geçici olduğunu, önemli olan noktanın ise bunun Avrupalılar
tarafından anlaşılması olduğunu" kaydetti. Namık Tan, Komisyonun kararının teknik
tavsiyeler olduğunu ve objektif olmadığını belirterek, şöyle devam etti:
"Tahmin ediyoruz ki, bundan kendi vicdanları da rahatsızdır. Görebildiğimiz
kadarıyla bahsettiğim Avrupa'daki olumsuz siyasi konjonktür bazen adil
davranmalarına mani olmaktadır. Ayrıca acelecilikle hareket edilmesi ve
diplomasiye fırsat verilmemesi, siyasi baskılarla hareket edildiğini ortaya
koymaktadır."
Sözcü Tan, bu tespitleri yaparken "AB ile herhangi bir polemiğe girmek
istemediklerini" de belirtti ve "Biz yolumuza aynen devam edeceğiz" diye konuştu.
Türkiye-AB ilişkilerinin siyasi düzeyde ele alınan stratejik öneme sahip
ilişkiler olduğunu ifade eden Tan, bu nedenle konuya sadece teknik boyutlarıyla
yaklaşmanın yanlış olduğunu bildirdi.
Tan, "Komisyonun kararı bir askıya alma değildir, bir yavaşlamayı
öngörmektedir. Türkiye bildiği yolda devam edecektir. Önünde çetin bir reform
programı vardır. Bu tavsiye kararı bizim reform programını yürütmemizin önünde
bir engel teşkil etmemektedir" dedi.
Sözcü, siyasi kararların Konsey toplantılarında alındığına ve esas kararın
14 Aralıktaki AB Konsey toplantısında alınacağına da dikkati çekerek, her durumda
tutumlarının açık olduğunu ve bu çerçevede Türkiye-AB ilişkilerini bildikleri
doğrultuda devam ettirmekte kararlı olduklarını kaydetti.
-AB ZİRVESİNE DAVET KONUSU-
AB Konseyinin 14-15 Aralık zirvesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ya da
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'e davet gelip gelmediğinin
sorulması üzerine Tan, "Olmadığını hepiniz biliyorsunuz. Zaten hatırladığım
kadarıyla AB'den de gerekli açıklamalar yapıldı" yanıtını verdi.
-LİMANLARIN AÇILMASI-
AB ile müzakerelerde son gelişmelerin Kıbrıs sorununun çözümüne olası
etkileriyle ilgili bir soru üzerine de Tan, Kıbrıs konusunda AB'nin istediği
çerçevede bir ilerleme kaydedilebilmesi için izolasyonların kaldırılmasının şart
olduğunu vurguladı.
Sözcü Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İzolasyonlar kaldırılmadan limanların açılması gibi bir husus söz konusu
olamaz. Bu her vesileyle ve her düzeyde söylenmiştir. Bunu anlamış olmaları
gerekir. Kıbrıs'ta kapsamlı çözümün adresi BM'dir. BM'de yapılacak çalışmalar
esastır. Bunu da anlamış olmaları icap eder."
(GLS-MCT)
***
-RUM YÖNETİMİ SÖZCÜSÜ PAŞARDİS: "TÜRKİYE'NİN
BAŞLIKLARINI DONDURMAK YAPTIRIM DEĞİLDİR"
LEFKOŞA (A.A) - 30.11.2006 - Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Hristodulos
Paşardis, "Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakere sürecinde bazı başlıkların hiçbir
şey olmamış gibi dondurulmasının bir yaptırım olmadığını" savundu.
Rum haber ajansına göre, gazetecilerin sorularını yanıtlayan Paşardis, AB
Komisyonu önerisinin, "sadece, Türkiye'ye AB yükümlülüklerini yerine getirmemesi
hazzını vereceğini" iddia etti.
Paşardis, "Türkiye'nin müzakere sürecinde bazı başlıkların dondurulmasını
'Kıbrıs' (Rum) hükümeti bir yaptırım olarak değil, esasta sadece Türkiye'nin,
keyfi olarak yükümlülüklerini yerine getirmezken, müzakere sürecinin de
engellenmemesinin rahatlığının onaylanması olarak görüyor" dedi.
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in tavsiyelerini
beklenenden önce sunmasının nedenleri sorulan Paşardis, "Rehn'in Avrupa
Komisyonunun Türkiye'ye uygulaması gereken tedbirlere veya yaptırımlara ilişkin
tavsiyelerini sunmasını öne almasının veya almak zorunda kalmasının nedenlerini
bilmediklerini, önemli olanın tavsiyelerin şekli olduğunu" kaydetti.
-RUM SİYASİLERİN GÖRÜŞLERİ-
Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, AB
Komisyonunun önerisinin Türkiye için ceza olmadığını savunarak, daha fazlasını
beklediğini belirtti. Hristofyas, komisyonun önerisinin nihai bir karar
olmadığını, görüşme için zemin teşkil ettiğini ifade etti.
AKEL basın sözcüsü Antros Kiprianu ise partisinin, komisyonun önerisiyle
hemfikir olmadığını belirterek, "Türkiye'nin istifini bozmadan AB'ye yönelik
olarak ilerlemesinin mümkün olmadığını" savundu.
Hükümet ortaklarından Sosyalist EDEK partisi başkanı Yannakis Omiru, Rehn'in
tavsiyelerinin hem yetersiz, hem de kabul edilemez olduğunu ileri sürdü. Omiru,
"gerek müzakerelerde birkaç başlığın ertelenmesinin önerilmesi, gerekse de yeni
değerlendirme ve takvime ilişkin öngörü eksikliğinin, Türkiye'yi
yükümlülüklerinden azat etmeyi ve de şartsız katılım diyaloğuyla ilgili ön
koşulları garanti altına aldığını" söyledi.
Rum Çevreciler ve Ekologlar Hareketi Genel Sekreteri Yorgos Perdikis,
Rehn'in davranışını ve tutumunu kınayarak, Rum yönetimini Rehn'in tutumuna boyun
eğmemeye çağırdı.
Ana muhalefet partisi Demokratik Seferberlik Partisinin (DİSİ) Başkanı Nikos
Anastasiadis, yaptığı açıklamada, AB Komisyonunun, Türkiye ile ilgili 8 başlığın
dondurulması ve diğer başlıkların kapanmamasına ilişkin önerisini, hoşnutsuzluk
verici bir gelişme olarak nitelendirdi ve bunun kendilerini düşündürmesi
gerektiğini belirtti.
-BAKOYANNİ, YARIN RUM KESİMİNE GELECEK-
Bu arada Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Rum yönetimi lideri
Tasos Papadopulos'la görüşmek üzere yarın Kıbrıs Rum kesimine gelecek.
Rum radyosu, görüşmede Türkiye'nin AB üyelik sürecinde gelinen son aşamanın
ele alınacağını duyurdu.
Öte yandan Rum ulusal konseyi, Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri görüşmek
üzere Papadopulos'un başkanlığında cumartesi günü toplanacak.
(ZK-ALŞ)
***
-ABD'DE BİR MAHKEMENİN TERÖRİZMİN FİNANSMANINA
İLİŞKİN KARARI
-DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ NAMIK TAN:
-"KARARLA İLGİLİ HABERLERİN YANSITILIŞ
BİÇİMİ DOĞRU DEĞİL"
-"BUNU SADECE PKK KONUSUNDA ALINMIŞ BİR KARAR
OLARAK ANLAMAK SON DERECE YANLIŞTIR"
ANKARA (A.A) - 30.11.2006 - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, ABD'de
bir mahkemenin terörizm finansmanı konusunda aldığı kararla ilgili basında çıkan
haberlerin yansıtılış biçiminin doğru olmadığını söyledi.
Tan haftalık basın toplantısında karara ilişkin görüşlerinin sorulması
üzerine, basında yer alan haberlerde, söz konusu kararın sadece terör örgütü PKK
konusunda bir kararmış gibi anlaşılmasına yol açabilecek bir lisanın
kullanıldığını ve bunun kesinlikle doğru olmadığını belirtti.
"Bu çok kapsamlı bir yasanın anayasaya aykırılığı çerçevesinde gündeme
getirilen bir konudur" diyen Tan, kararın kendilerine de ulaştığını ve bunu
inceleyeceklerini belirtti.
Tan, 45 sayfalık metnin değerlendirilmesinden sonra basına bilgi
verileceğini kaydetti.
ABD yönetiminin kararı temyize götüreceğini açıkladığına da işaret eden Tan,
anayasayla ilgili bir kararın alınmasının uzun bir hukuki süreci beraberinde
getireceğini bildirdi.
Tan, "Bunu takip edip izlememiz gerekir. Ancak şunu bu aşamada kaydetmek
isteriz ki bunu sadece PKK konusunda alınmış, onun mal varlığı ve oradaki
faaliyetleri konusunda alınmış bir karar olarak anlamak ve buna göre
değerlendirmede bulunmak son derece yanlıştır" diye konuştu.
Haberlerde, "ABD'de bir federal yargıcın, Başkan George W. Bush'un çeşitli
grupları 'terörist' olarak belirlemesine ilişkin talimatnamesinin anayasal açıdan
'muğlak' olduğuna karar verdiği ve kararın ABD yönetiminin, 'terörist' olarak
ilan ettiği PKK ve Sri Lanka'daki Tamil Kaplanları'nın mal varlıklarını bloke
edemeyeceği yönünde olduğu" belirtiliyor.
(DUY-GLS-ŞP)
***
-TÜRKİYE'NİN AB'YE GİRMESİNİ İSTEYEN
ALMANYALI TÜRKLERİN ORANI AZALDI
BERLİN (A.A) - 30.11.2006 - Merkezi Almanya'nın Essen kentinde bulunan
Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı tarafından yapılan yeni bir araştırma,
Almanya'da yaşayan Türkler arasında Türkiye'nin AB'ye girmesini isteyenlerin
oranının azaldığını gösterdi.
TAM Vakfı Direktörü Faruk Şen, son araştırmaya göre Almanya'da yaşayan
Türklerin yüzde 60'ının Türkiye'nin AB'ye girmesini istediğini, bu oranın iki yıl
önce yüzde 91 civarında olduğunu söyledi.
Türkiye'nin AB'ye girmesini destekleyen Türklerin oranının düşmesinin
başlıca nedeninin Kıbrıs sorunu olduğunu belirten Almanya'daki Türklerin AB'nin
Kıbrıs konusunda Türkiye'den tek taraflı tavizler talep etmesine karşı
çıktıklarını kaydetti.
(MK-EA-MCT)
LISTEDEN CIKMAK ICIN:
Mesaj aldiginiz eposta hesabinizdan grassroots-cikis@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.
LISTEYE GIRMEK ICIN:
Mesaj almak istediginiz eposta hesabinizdan grassroots-giris@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.
Yorum, Fikir, Haberlerinizi bize iletebilirsiniz.
TurkishForum Projelerine Maddi Destek Vermek Cok Kolay!
TurkDB ucretsiz kaydinizi yaptirdinizmi?
TURKISH FORUMA CALISMALARI ICIN DESTEK VERINIZ
- OZEL serverlerini ve internet hatlarini bilgi iletimi icin acik tutan
- Turkiyemize dis politakasinda TOPYEKUN DESTEK VERMEMIZI SAGLIYAN,
- Turkiye Disindaki Turk Toplumlarina sistemli olarak destek veren,
- Tum Turk Kuruluslari ile Turkiye ve Turk Halki icin beraber calisan,
- Dunya Turk Toplumundan gelen bir itmeden dogan TEK KURULUSDUR.