Register Login
January 7, 2009


Register
Forgot Password ?

Network / HaberAgiDiscussions / Forum  

Please note that the best way to take full advantage of our forums is to login. Registration is simple, fast and free.

Subject: [GRASSROOTS] Haberler 14.11.2006
Prev Next
You are not authorized to post a reply.

Author Messages
Ayca
Posts:35
Avatar:
Rank:intermediate member
11/15/2006 6:07 PM  






Date: Tue, 14 Nov 2006 11:27:47 +0200
From: alia@BASBAKANLIK.GOV.TR
Subject: [GRASSROOTS] Haberler 14.11.2006
To: GRASSROOTS@TURKISHFORUM.ORG

TURKISH FORUM * WORLD TURKISH ALLIANCE
United We Stand - United We Are Stronger
BIRLIKTEN KUVVET DOGAR
Informing and Activating Turks and Friends World Wide
TurkishForum.com

İÇİNDEKİLER:

 

§         Medeniyetler İstanbul’da buluştu

§         Zapatero: Türkiye bizim için ABD, Çin ve Japonya seviyesinde

§         Belçika Dışişleri Bakanı: Türkiye ile müzakereler askıya alınamaz

§         AB'de Türkiye'yi küçümseme eğilimi var

§         'Irak'ın işgali PKK'ya yaradı'

§         Ermeniler Bush'u yokluyor

§         Bulgaristan'daki seçimin önemi

§         Türkiye Avrupa için risk azaltan ülke

§         ABD’de Türk öğrenci sayısı azaldı

§         300 çocuğa tatil imkanı

***

 

Medeniyetler İstanbul’da buluştu

 

13.11.2006

 

Türkiye ve İspanya'nın eş başkanlığını yaptığı Medeniyetler İttifakı Girişiminin Üst Düzey Grubu tarafından hazırlanan Eylem Planında, Batı ile Müslüman toplumları arasındaki anlaşmazlıkların kaynağının dini ve kültürel değil, siyasi olduğu yorumu yapıldı. Planda Orta Doğu sorununun çözümüne ilişkin bazı öneriler de yer aldı.
Medeniyetler İttifakı Eylem Planının İstanbul'da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunulmasından önce plan hakkında basına bilgi veren üst düzeydeki bir BM yetkilisi, özellikle Batı ile Müslüman toplumları arasındaki kültürel, dini ve siyasi gerilimleri ve anlaşmazlıkları irdeleyen, analiz eden ve bu sorunları çözmek için önerilerde bulunan Eylem Planının tahmin edilenden daha fazla siyasi mesajlar vereceğini ve somut önerilerde bulunacağını belirtti.
Yetkili, Eylem Planına yönelik raporun, öncelikle Batı ile Müslüman toplumları arasındaki gerilimin kültürel ve dinsel farklılıklardan kaynaklanmadığı, sorunun kaynağının siyasi olduğu ve dolayısıyla çözümlenebileceği tespitinde bulunduğunu vurguladı.
Raporun iki bölümden oluştuğunu belirten BM yetkilisi, ilk bölümde Medeniyetler İttifakı Üst Düzey Grubunun, Batı ile Müslüman toplumları arasındaki sorunların neler olduğu ve nereden kaynaklandığı konusunda analizde bulunduğunu ve daha sonra bu sorunların giderilmesi için somut bazı öneriler getirdiğini anlattı. Bu ilk bölümde uluslararası hukuk, demokrasinin gelişimi ve insan haklarının korunması gibi konularda "çifte standartlar" gündeme getirildi.
İkinci bölümde Müslüman ülkelerdeki askeri müdahaleler ve operasyonlar ele alındı, bu bağlamda Arap-İsrail sorununun çözümü ve Filistin topraklarında işgalin sona ermesinin sembolik olarak önemine değindi. Raporda, bu sorunun devam etmesinin yanı sıra Irak ve Afganistan'daki durumun radikal eylemleri ve aşırılığı beslediği tespiti de yapıldı.
BM yetkilisinin verdiği bilgiye göre, raporun öneriler kısmında, Orta Doğu sorununun siyasi olarak çözümlenmesine vurgu yapılarak, tarafları bir araya getirmek için yerine getirilmesi gereken şartlar ve sürece yönelik bir "Beyaz Kağıt" hazırlanması üzerinde duruldu.
Eylem Planında ayrıca BM Genel Sekreterinden, din ve siyasetin kesiştiği hassas konulara ilişkin ortaya çıkan sorunların çözümüne yardımcı olabilmek amacıyla bir "BM üst düzey temsilcisi" atanması istendi.
BM yetkilisinin verdiği bilgiye göre raporda, kültürler arası farklılıkların, yanlış anlaşılmaların, kalıplaşmış önyargılı fikirlerin ve korkuların önüne geçebilmek için tespit edilen dört önemli alanda somut öneriler yer aldı. BM yetkilisi, bu dört alanın medya, eğitim, gençlik ve göç olduğunu belirterek, bu önerilerin popüler kültürlerdeki önyargıları yenmede önemli rol oynayacağını vurguladı.
Yetkiliye göre, raporun "medya" ile ilgili önerilerinde, değişik kültürlerin ortaklaşa televizyon ve radyo programları hazırlamalarına ve gazetecilik okullarında değişik toplumları ve kültürleri etkileyen hassas konuların ne şekilde yazılması gerektiği konularına yönelmeleri istendi.
"Eğitim" alanında ise öğrencilerin değişik dinleri, toplumları ve ülkeleri öğrenme ve anlamaya yönlendirilmeleri gereği vurgulandı. "Gençlik" alanında var olan gençlik örgütlerinin kültürler arası sorunların çözümünde kendi aralarındaki iletişimi daha da artırmaları ve harekete geçirmelerinin gereği ve küresel öğrenci değişim programlarının önemi dile getirildi.
Son olarak "göçmenlik" alanında "ayrımcılığın" büyük bir sorun olduğuna dikkat çekilerek göçmen grupların yaşadıkları toplumlarda kendi liderlik mekanizmalarını kurmalarının ve hükümet kurumlarıyla birlikte çalışmalarının önemli olduğu belirtildi.
Eylem Planı, Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile İspanyol Barış Vakfı Başkanı ve UNESCO eski başkanı Federico Mayor'un eş başkanlığını yaptıkları 20 üyeli Üst Düzey Grubu tarafından hazırlandı.
Eylem Planının ne şekilde uygulanacağına BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve 1 Ocak 2007'de göreve gelecek yeni Genel Sekreter Ban Ki-Moon karar verecek.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (A.A)

 

***

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/5431415.asp?gid=52

 

14 Kasım 2006

 

Zapatero: Türkiye bizim için ABD, Çin ve Japonya seviyesinde

Türkiye'yi stratejik bir pazar olarak gördüklerini belirten İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, "Türkiye 2007’de hayata geçireceğimiz pazar projesinde yer alan 9 ülkeden biri. Türkiye, bizim için ABD, Çin ve Japonya seviyesinde" dedi.


İSPANYA Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, İspanya’nın AB’ye üyelik müzakerelerinde "Türkiye’nin üyeliğine sonsuz destek verdiğini" bildirdi. Zapatero, "Türkiye, İspanya hükümeti için potansiyel fırsatlara sahip bir ülke. Türkiye 2007’de hayata geçireceğimiz pazar projesinde yer alan 9 ülkeden biri. Stratejik bir pazar olarak gördüğümüz Türkiye, bizim için ABD, Çin ve Japonya seviyesinde" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Zapatero, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyet gösteren Türk-İspanyol İş Konseyi tarafından düzenlenen çalışma kahvaltısında, Türk ve İspanyol iş adamları ile bir araya geldi.

İYİ İTELENEBİLİR EKONOMİ: İki ülkenin ekonomik açıdan birbirlerini tamamlayıcı sinerjileri olduğunu ifade eden Zapatero, Türkiye’nin zor zamanları geride bıraktığını, ekonomisini düzelttiğini ve kesin bir şekilde kapasitesini gösterdiğini söyledi. "Ticaret alanında Türkiye ve İspanya arasında son yıllarda inanılmaz yükselişler görülmektedir" diye konuşan Zapatero, iki ülkenin birer stratejik ortak olduğunu belirtti. İspanya Başbakanı Zapatero, Türkiye’nin geçen yıl İspanya ihracatının 9’uncu sırasında yer aldığını, 2005’te 5.5 milyar Euro’luk ticaret hacmi oluştuğunu hatırlatırken, bu yılın 8 ayında da toplam ticaret hacminin 4.6 milyar Euro’ya ulaştığını bildirdi. Zapatero, "Bu, ekonomimizin daha çok itelenebileceğini gösteriyor. Ancak yatırımlar yetersiz. Bu toplantının sonucu yatırım, yatırım, yatırım olmalı" dedi. Zapatero, İspanyol iş adamlarının Türkiye’deki yatırımlarının diğer ülkelere oranla, kapasitesinin çok altında olduğuna dikkat çekerek, yatırımların canlandırılması için ortak bir çaba gösterilmesi ve daha ileriye götürülmesi gerektiğini kaydetti.

ENERJİ KORİDORU: Türkiye’nin enerji açısından çok önemli bir koridor oluşturduğuna da işaret eden Zapatero, İspanya’nın gayri safi milli hasılasında çok büyük bir fazlalık bulunduğunu, bunun kendilerine yatırım yapma gücü verdiğini dile getirerek, "Şirketlerimiz uluslararası pazarlara açılmak, yeni fırsatlar yakalamak istiyorlar. Türkiye’ye olan ilgimiz bizim bir önceliğimiz ve bu ilgi devam edecek" dedi. Zapatero, Ankara-İstanbul hızlı tren projesinde İspanyol şirketle çalışıldığını anımsatarak, bunun ileride yapılacak teknolojik işbirliğinin büyük bir göstergesi olduğunu söyledi.

DAĞITIM AĞI ORTAKLIĞI: İspanya’nın yenilenebilir enerji ve turizmde lider olduğunu belirten Zapatero, "Elektrik şirketlerimiz yatırım yaptıkları diğer yerlerdeki deneyimleriyle buradaki dağıtım ağına ortak olabilirler. Şirketlerimiz turizm sektöründe Türkiye’de daha fazla varlık göstermek istiyorlar. Türkiye’de birçok fırsatlar var" dedi. Zapatero, İspanyol şirketlerinin özellikle sanayi sektöründe özelleştirmelere katılabileceğini, Türkiye’de şeffaflık ve hukuki prosedürün buna uygun olduğunu söyledi.

 

***

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/14/son/sondun04.asp

 

14 Kasım 2006

 

Belçika Dışişleri Bakanı: Türkiye ile müzakereler askıya alınamaz


Belçika Dışişleri Bakanı Karel De Gucht, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılım müzakerelerinde bir ''kesinti'' yaşanmasının ''felaket'' olacağını söyledi.

AB Konseyi çerçevesinde çeşitli değerlendirmelerde bulunan De Gucht, AB'nin genişleme sürecinin Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerle kısıtlı görülemeyeceğini, Türkiye'nin katılımının bu ülkelerle mukayese dahi edilemeyeceğini belirterek, ''Türkiye'nin katılımı ile gerçekleşecek olan genişleme jeostratejik bir genişlemedir. Küresel alanda bir rol üstlenmek iradesinde olan AB, Ortadoğu'daki gelişmeleri, İslam dünyasında aşırı kesimlerin tırmanışını iyi görmelidir'' dedi.

Türkiye'ye yeni kriterler getirilmemesi gereği üzerinde de duran Karel De Gucht, Ankara'ya karşı ''farklı bir yaklaşım'' gereğinden söz etti.

De Gucht, son dönemde Ankara'ya resmi ziyarette bulunduğunu, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda tavır değiştirmek niyetinde gözükmediğini, TBMM'de bu doğrultuda bir çoğunluk bulunmadığını söylerken, ''felaket doğuracak bir kesintiyi önlemek için'' başta Kıbrıslı Rumlar olmak üzere herkesin ''yumuşak tavır'' izlemesi gerektiğini ifade etti.

 

***

 

AB'de Türkiye'yi küçümseme eğilimi var

 

13.11.2006

 

AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, AB'de Türkiye'nin stratejik öneminin küçümseme eğilimi olduğunu söyledi.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ve ABD'nin eski BM Daimi Temsilcisi ve Kıbrıs Özel Temsilcisi Richard Holbrooke ile birlikte düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu tarafından düzenlenen “Türkiye'yi Kaybediyor Muyuz?” başlıklı panele konuşmacı olarak katılan Rehn, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde reformlar ve Kıbrıs olmak üzere iki süreci birlikte götürdüğünü belirtti.
Reformlar konusunda “geri dönüşün” söz konusu olmadığını, sadece daha hızlı yol alınmasına ihtiyaç duyulduğunu bildiren Rehn, TBMM'nin üzerinde çalıştığı 9'uncu reform paketinde Ombudsmanlık müessesesinin getirilmesi ve dini vakıflarla ilgili düzenlemeler gibi çok önemli unsurlar bulunduğunu kaydetti.
“Bunlardan daha önemlisi, ifade özgürlüğünü kısıtlayan 301'inci maddenin değiştirilmesi” diyen Rehn, bununla ilgili girişimin Türk sivil toplum kuruluşlarından gelmiş olmasından övgüyle bahsetti. AB'de Türkiye'nin üyeliğine şüpheyle yaklaşan çevrelerin aynı zamanda ifade özgürlüğü konusunda çok hassas olduğundan bahseden Rehn, 301'inci maddenin AB standartlarına uyumlu olacak şekilde değiştirilmesinin Türkiye'nin üyeliğine verilen desteği artıracağını dile getirdi.
Rehn, Türkiye'nin AB yolculuğunda yaşanabilecek bir tren kazasının AB, Batı dünyası ve Türkiye tarafından paylaşılan “ortak stratejik çıkarı” tehlikeye sokacağı uyarısında bulundu. “AB'de Türkiye'nin stratejik önemini küçümseme eğilimi var” diyen Rehn, Türkiye'nin bölgesinde demokrasinin standartlarını belirlediğine, Batı ile İslam dünyası arasında köprü oluşturduğuna ve medeniyetler buluşmasının Türkiye sayesinde yakalanabileceğine dikkati çekti.
Buna karşın Türkiye'de bazen stratejik önemin abartıldığını savunan Rehn, ”Dengeyi bulmamız gerekiyor. Türkiye büyük, gururlu ve stratejik önemi olan bir ülke olsa da, katılım süreci herkes için aynı” şeklinde konuştu. Avrupalı bazı liderlerin Türkiye'nin üyeliğine karşı söylemlerini eleştiren Rehn, Türkiye'nin tam üyeliğine daha zayıf taahhüdün koşulluluk ilkesini zayıflatacağı ve bunun sonucunda Türkiye'deki reform sürecinin kaçınılmaz olarak yavaşlayacağını söyledi.
Koşulluluk ilkesine de açıklık getiren Rehn, her aday ülkenin katılım koşullarını eksiksiz karşılaması gerektiğini ifade etti. Rehn, AB Komisyonu tarafından yayımlanan ilerleme raporunun “tarafsız, dengeli ve adil” hazırlandığını savunarak, “Türkiye tüm kriterleri karşılarsa 10-15 yıl sonra AB'ye katılımı, üye devletlerce onaylanmasından önce, AB halklarının kalplerinden onay almış olacaktır” dedi.

“DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜNDEN ÜZÜNTÜ DUYUYORUM”
Finlandiya'nın Kıbrıs formülünün Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde olası bir tren kazasını engellemeye yönelik olduğunu ve tüm taraflar için ”kazan-kazan” yaklaşımı getirdiğini belirten Rehn, AB üyesi tüm ülkeleri plana destek vermeye davet etti.
Rehn, “Kıbrıslı Türkler (KKTC) için hazırlanan doğrudan ticaret tüzüğünün AB üyesi ülkelerce henüz onaylanmamış olmasından üzüntü duyuyorum. Bu tüzüğü onaylamanın vakti gelip geçmektedir” şeklinde konuştu.
Kıbrıs sorunu konusunda BM'nin daha yetkin olduğunu, fakat topraklarını da ilgilendirdiği için AB'nin konuya dahil olduğunu iddia eden Rehn, “önümüzdeki birkaç yılda belki de son çözüm şansı olan Finlandiya'nın çabalarının küçümsenmemesini” istedi.

RICHARD HOLBROOKE
ABD'nin eski BM Daimi Temsilcisi ve Kıbrıs Özel Temsilcisi Richard Holbrooke ise ABD olarak “AB ve Türkiye arasındaki uzun nişanın evlilikle sonuçlanmasını” beklediklerini kaydederek, “Türkiye'nin AB hedefine ve stratejik önemine her zaman inandım. Türkiye'ye teknik engeller çıkarılıyor, ama Türkiye çok daha fazla krediyi her zaman hak ediyor” dedi.
Fransa başta olmak üzere bazı AB üyelerini Türkiye konusundaki kafa karışıklıkları nedeniyle eleştiren Holbrooke, “Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaign 'Türkiye'ye AB'de yer yoktur' diyor. Bu türaçıklamaların büyük olumsuz etkisi olur” dedi. Türkiye kamuoyunda yıllardır “dost ülke” olarak görülen ABD'ye verilen desteğin gerilemesinde “ABD tarafının son yıllarda ilişkileri kötü yönetmesinin” etkili olduğunu anlatan Holbrooke, AB'nin aynı hataları tekrarlamamasını istedi.
Richard Holbrooke, Kıbrıs konusunda çok fazla konuşmak istemediğini belirtse de, önerilerine rağmen AB'ye katılım için oluşturulan müzakere heyetine Türk tarafının katılmaması gibi KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "büyük hatalar" yaptığını ileri sürdü.

BRÜKSEL (A.A)

 

***

 http://www.milliyet.com.tr/2006/11/14/dunya/axdun01.html

 

'Irak'ın işgali PKK'ya yaradı'

 YASEMİN ÇONGAR Washington

ABD araseçimlerinin ardından yıldızı yeniden parlayan Demokratik Parti lideri Howard Dean, Bush yönetimini Irak konusunda eleştirirken, bölgedeki PKK varlığından da Amerikan işgalini sorumlu tuttu.
FOX televizyonunda bir programa katılan Dean, Irak Savaşı'nın yarattığı tehlikelere ilişkin bir soru üzerine, "Başkan (Bush) bizi bu işin içine sokarken ne yaptığı konusunda hiçbir fikri yoktu. Bundan dolayıdır ki, ne olursa olsun sonuçları kötü olacak" dedi.
Dean, "Olabilecek en kötü şey, ki bu pekâlâ olabilir, Türk birliklerinin Kürdistan'a girmesidir. Çünkü Kürtler, Türkiye'nin doğusunda terörist şiddet uyguluyor. Bu gerçek bir olasılık. Terörist bir örgüt olan PKK, şimdi Kürdistan'da üslenmiş durumda. Bu çok ciddi bir sorun" diye konuştu. Dean, "Irak'a girmeseydik, bu ciddi bir sorun olmayacaktı. Türkiye en önemli müttefiklerimizden biri. Bu politikanın (savaşın) öngörülmeyen bin bir türlü sonucu var" dedi.

 

***

http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=58455,5

 

Ermeniler Bush'u yokluyor

 

ABD'de geçen hafta yapılan seçimlerde, Cumhuriyetçilerin Kong-re'de kontrolü kaybetmesi, Demokratları destekleyen Ermeni lobisini harekete geçirdi. Ermeni soykırım yasa tasarısına karşı çıkan Bush yönetimine karşı eli güçlenen Ermeni lobisi, gücünü denemek için için Başkan George W. Bush'tan, yeni Erivan Büyükelçisi olarak görevlendirilen eski Tacikistan Büyükelçisi Richard Hoagland'ı geri çekmesini istedi.

YILAN HİKAYESİ

Hoagland'dan önceki Erivan Büyükelçisi John Evans, 2005 yılında yaptığı bir konuşmada, 'Ermeni soykırımının 20'nci yüzyılın ilk soykırımı' olduğunu söylemişti. Ankara'dan gelen tepkiler ardından Washington, Evans'ı görevden aldığını ve yerine Hoagland'ın getirildiğini açıklamıştı. Karara şiddetle karşı çıkan Ermeni lobisi, Evans'ın görevine iade edilmesini istemiş, bunda başarılı olayamayınca, 'soykırımı' inkar ettiğini öne sürdükleri Hoagland'ın atanmasını engellemek için Senato'daki Ermeni yanlısı üyeleri devreye sokmuştu.

HALA BEKLİYOR

Ermenilerin Senato'daki faaliyetleri nedeniyle Hoagland'ın atama kararı halen onay almamış durumda. Bu kampanya, yeni soykırım tasarılarının Kongre'de gündeme gelmesinden önce, Ermeni lobisinin gücünü deneyeceği bir hazırlık olarak görülüyor. Ermeni lobisi Hoagland'ı durdurarak, Bush'a iradesini kabul ettirmeye çalışıyor. Hoagland, Senato'da yaptığı bir konuşmada Ermeni olaylarını soykırım olarak nitelendirmekten kaçınmış ve bu durum Ermenilerin büyük tepkisini çekmişti.

 

***

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204454&tarih=14/11/2006

 

Bulgaristan'daki seçimin önemi

 

Bulgaristan'da 29 Ekim'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Sosyalist Parti adayı Pırvanov kazandı. Pırvanov'un zaferinde bu ülkede yaşayan 1 milyonu aşkın soydaşımızın da büyük etkisi vardı

 

14/11/2006

 

ALİ DİNÇER
Ocak 2007'de AB üyesi olacak olan Bulgaristan, Türkiye'nin Balkanlar'daki en önemli komşusudur. Türkiye'nin asıl Avrupa bağlantısı Bulgaristan'dır. Aramızdaki sınırdan askerlerimizi çektik. Dostane ilişkilerimiz üst düzeyde. PKK terörü, sözde Ermeni soykırımı konularında Türkiye'ye duyarlı yaklaşımları var.

1 milyonu aşkın soydaşımız parlamentoda, hükümette etkin bir politik güç. Ekonomik ilişkilerimiz hızla gelişiyor. Türkiye, Bulgaristan'ın önde gelen dış ticaret ortağı. Başta Şişe Cam'ın 500 milyon dolara yaklaşan yatırımlarıyla, 1 milyar doları aşkın sınai yatırımımız var. Ciddi müteahhitlerimiz yakın zamanda termik santral, Sofya çevreyolu gibi önemli ihaleleri kazandılar. 7.5 milyon nüfuslu Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen yıllık turist sayısı 2 milyona yaklaşıyor. AB üyesi Yunanistan'dan gelen 500 bin. Yunanistan'da böylesine yatırımlarımız, projelerimiz yok. Yunanlılar ağırlıklı olarak bankalarımızı almakla ilgileniyorlar. Yunanistan'da yok ama Bulgaristan'da iki bankamız var.

Pek çok nedenlerle Türkiye'nin önemli bir komşusu olan Bulgaristan'da 29 Ekim'de cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Son tura BSP, Sosyalist Parti adayı G. Pırvanov ile ırkçı Ataka Partisi adayı V. Siderov kaldı. Ataka Partisi ve adayı Siderov kampanyalarını Türk ve Türkiye karşıtlığına dayandırdı. Akıl almayacak, gerçekdışı, kasıtlı yaklaşımlarla Türklere, Türkiye'ye karşı bir politika güttü. Sosyalist Enternasyonal üyesi, CHP ile yakın ilişkileri olan BSP'nin adayı G. Pırvanov; demokrat, Avrupa değerlerini benimsemiş aydın kişiliğiyle, son dönem cumhurbaşkanlığıyla Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin güçlenmesine, Bulgaristan'da demokrasinin gelişmesine olumlu katkılarda bulundu.

Bu durumun farkında olan Bulgaristan yurttaşı soydaşlarımız, G. Pırvanov'a en yüksek katılımla en etkili desteği verdiler. Örneğin Türkiye'de aynı zamanda Bulgaristan yurttaşı soydaşlarımız iki yıl önceki genel seçimlerde 40 bin civarında oy kullanmışlarken, şimdi yüzde 99'u Pırvanov'a olmak üzere 55 bin oy verdiler ve yüzde 78'le kazanmasında etkili oldular. Irkçı Ataka Partisi'ne de iyi bir ders verdiler. Bursa'da ik iyıl önceki 13 bin 500 oy, 16 bin 317'ye çıktı. Türkiye için de önemli olan bu seçim, Türk medyasında yeteri kadar yer almadı. Hatta Bulgaristan ile ilgili gelişmeler, medyamızda gereken yeri alamıyor diyebiliriz. 1820 Mora isyanından beri Rumeli Türkleri çok acı çekmiş, anayurda büyük göçler vermiştir. Bugün de 1 milyonu aşkın soydaşımızla, en yoğun nüfusumuz olan Bulgaristan 2 milyonu aşan sayıyla en çok göç aldığımız yer. Gelenlerin çoğaldığı gerçeği, Türkiye'de, Bulgaristan'dakinin misli misli, Bulgaristan kökenli yurttaşlarımız olduğunu gösterir. Rumeli kökenliler atalarının paylaştığı ortak acılar ve kültürel benzeşme nedeniyle Balkanlardaki politik gelişmelere hep birlikte ve güçlü ilgi duyarlar.

On milyonlarca Rumelilinin, doğal olarak tüm Türkiye'ni yakın ilgi duyduğu bu seçime, reytingi, halk ilgisini önemsemesi gereken medyamızın yetersiz bakışı akılcı değil. Sofya'da kurulması gereken medya temsilciliklerimiz, Atina'dakilerden daha önemli olacaklardır. Gün boyu Türk televizyonları izleyen soydaşlarımız, iyi bir dağıtımla Avrupa'da olduğu gibi Türk gazetelerini okuyabilirler. Unutmayalım ki, nasıl Türkiye'de Rumeliler entelektüel dünyamıza değerli katkılar yaptılarsa, Balkanlar'daki soydaşlarımız da iyi eğitimlidir, yoğun medya takipçileridirler. Bulgaristan'a, bizden önce AB üyesi olacak olan tüm Balkan ülkelerine daha fazla önem vermeliyiz, ilişkilerimizi geliştirip, onlarla birlikte AB'ye reel giriş potansiyelleri oluşturmalıyız. Bunları hem Türkiye hem de Balkanlar'daki, Avrupa'daki soydaşlarımız için yapmalıyız.

 

***

http://www.yenisafak.com.tr/ekonomi/?t=14.11.2006&q=1&c=3&i=14838&Türkiye/Avrupa/için/risk/azaltan/ülke

 

14.11.2006

 

Türkiye Avrupa için risk azaltan ülke

 

Dünya Ekonomik Forumu'nun Avrupa Risk Raporu'na göre Türkiye önümüzdeki 10-20 yılda enerji, terör ve petrol fiyatları konusunda Avrupa'nın risklerini azaltacak.

İSTANBUL
Dünya Ekonomik Forumu Avrupa Risk Raporu'nu yayımladı. Rapora göre Türkiye, Avrupa'nın yakın geleceğinde enerjiden uluslararası terörizme kadar pek çok önemli konuda risk azaltan bir ülke olacak.

Dünya Ekonomik Forumu yöneticilerinden Thierry Malleret'nin, rapor hakkındaki değerlendirmesine göre, 'Türkiye Avrupa tarafından pek çok riskin kaynağı gibi algılandı, ancak bunun tam tersi geçerli. Türkiye Avrupa'nın geleceği için riskleri azaltan potansiyel bir kaynak.'

Rapora göre, Türkiye'nin jeopolitik konumu, uzun vadede Avrupa'nın jepolitik konumu için önemli bir unsur. Zaman zaman sorun olarak gösterilen Türkiye'nin nüfusu da, Avrupa'nın gelececeği için riskleri azaltan bir faktör.

ENERJİ VE TERÖR VURGUSU

Raporda, Türkiye'nin önümüzdeki 10 ile 20 yıllık süreçte küresel riskleri azaltacağı en önemli alanlar 'Petrol fiyatlarındaki şok değişimler, enerji arzındaki kesintiler ve uluslararası terör' Raporda Türkiye, enerji arzı konusunda en önemli transit ülkelerden biri olarak değerlendiriliyor. Uluslararası terörizm alanında Türkiye'nin önemi ise, PKK ile mücadele deneyimi olarak ifade ediliyor. Türkiye'nin orta düzeyde risk azaltacağı alanlar ise, globalleşmenin maliyetini azaltma, iklim değişiklikleri ve demografik yapı değişikliğinin getirebileceği mali krizlerin önlenmesi.

Zengin ile yoksulun enflasyonu bile farklı

Temel gıda ile lüks ürünlerdeki fiyat artış oranlarının bir yıl içinde farklı olması enflasyonu zengin ve yoksullara göre ayrı çıkmasına yol açıyor. Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından yapılan araştırmaya göre, yıllık TÜFE, yüzde 9,98 olarak gerçekleşirken, en yoksul yüzde 20'lik kesim için yüzde 10,76 oranında ortaya çıktı. Bu oran en zengin yüzde 20'lik dilim için yüzde 10,17 olarak gerçekleşti. TÜFE yıl başından bu yana da en fakir yüzde 20'lik dilim için yüzde 8,39 oldu. Ekim ayında özellikle kömür ve servis ücretlerindeki artış dikkati çekerken, dar gelirlinin en çok harcama yaptığı kalemler için de yıllık enflasyon yüzde 15'i geçti.

 

***

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5432028.asp?m=1&gid=112&srid=3435&oid=6

 

14 Kasım 2006

 

ABD’de Türk öğrenci sayısı azaldı

Türkiye’den ABD’ye giden öğrencilerin sayısı bir yıl içinde yüzde 7 azaldı. Dışişleri Bakanlığı’nın finanse ettiği ve Uluslararası Eğitim Enstitüsü tarafından hazırlanan "Açık Kapılar 2006" raporunda, Türkiye’den eğitim almak üzere ABD’ye giden öğrencilerin oranında ciddi bir düşüş olduğu ortaya çıktı.


Raporda, halen ABD’de 11 bin 622 Türk öğrencinin eğitim gördüğü ve bu sayının 2004-2005 dönemine göre yüzde 7 oranında azaldığı kaydedildi.

Ancak bu azalmaya rağmen Türk öğrencileri, ABD’de eğitim gören yabancı ülke öğrencileri arasında hálá 8’inci sırada yer alıyor. Raporda, ABD’de eğitim gören yabancı öğrencilerin toplam sayısının da 564 bin 766 olduğu ve bu sayının da 565 bin 39 olan geçen yıla oranla düşüş gösterdiği bildirildi.

 

***

http://www.hurriyet.de/hurriyet/politik/index.php?navi=report&&bericht=3342

 

300 çocuğa tatil imkanı

Hamburg’da maddi sıkıntı nedeniyle tatil yapamayan ilkokul öğrencilerine üç haftalık kamp imkanı sunuluyor.

Almanya Hamburg’da sosyal gelirleri kısıtlı olan ailelerin çocuklarına tatil kampı imkanı sunularak çocukların dil eğitimlerini geliştirmeleri teşvik edilecek.

Bremen’de hayata 2003’te hayata geçirilen projenin ilk yılında 150, ikinci yılda 200 çocuk tatil kampına katılarak dilini geliştirdi.

Bremen’de göçmen çocukların Almanca’yı geliştirmelerine yararlı olan projenin Hamburg’da da uygulanması parlamentoya öneri sunduklarını belirten SPD Hamburg Eyalet Parlamentosu milletvekili Aydan Özoğuz, "Proje olumlu bulundu ve çalışmaları başlatıldı.

Bazı çocuklar dil zorluğu çekiyorlar Almancalarını geliştiremiyorlar. Hedef bu çocukları desteklemektir. Bunun için okullar aracılığı ile yada ailerinin başvurmaları üzerine ilk okula giden çocuklardan oluşan 300 çocuk önümüzdeki yıl bu kamptan yararlanacaklar" dedi.

Göçmen kökenli çocuklar kadar Alman çocuklarıda kapsayan projenin 30 gruptan oluşacağını ifade eden Özoğuz, "Kampta çocuklara çok yönlü oyunlar sunulacak ve başlarında pedagoglar olacak. Çocuklar hem oynayacaklar hem de dil eğitimlerini geliştirecekler" dedi.
300 çocuğun masrafı Hamburg Eğitim Senatörlüğü ve Hamburg Sosyal ve Aile İşler Senatörlüğü tarafından karşılanıyor.

Emine SONUGÜR / HAMBURG

 



LISTEDEN CIKMAK ICIN:
Mesaj aldiginiz eposta hesabinizdan grassroots-cikis@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

LISTEYE GIRMEK ICIN:
Mesaj almak istediginiz eposta hesabinizdan grassroots-giris@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

Yorum, Fikir, Haberlerinizi bize iletebilirsiniz.
TurkishForum Projelerine Maddi Destek Vermek Cok Kolay!
TurkDB ucretsiz kaydinizi yaptirdinizmi?

    TURKISH FORUMA CALISMALARI ICIN DESTEK VERINIZ
  • OZEL serverlerini ve internet hatlarini bilgi iletimi icin acik tutan
  • Turkiyemize dis politakasinda TOPYEKUN DESTEK VERMEMIZI SAGLIYAN,
  • Turkiye Disindaki Turk Toplumlarina sistemli olarak destek veren,
  • Tum Turk Kuruluslari ile Turkiye ve Turk Halki icin beraber calisan,
  • Dunya Turk Toplumundan gelen bir itmeden dogan TEK KURULUSDUR.
You are not authorized to post a reply.



ActiveForums 3.7
Discussion Board Rules / Forum Kurallari Maximize

Home / AnaSayfa ATA Shop
Copyright 2005 ATA Houston Terms Of Use Privacy Statement