Register Login
March 14, 2010


Register
Forgot Password ?

Network / HaberAgiDiscussions / Forum  

Please note that the best way to take full advantage of our forums is to login. Registration is simple, fast and free.

Update: We will allow the forum posts to include personal information but please note that if you choose to share your personal information within the posting, please be aware that you do so at your own risk. ATA-Houston cannot be held accountable for any use of your personal information on the internet (e.g., by spammers) or any other unwanted email or phone calls.

Subject: [GRASSROOTS] Haberler 17.10.2006
Prev Next
You are not authorized to post a reply.

Author Messages
Turkish Forum Announcements (guest)

10/24/2006 6:17 PM  

TURKISH FORUM * WORLD TURKISH ALLIANCE
United We Stand - United We Are Stronger
BIRLIKTEN KUVVET DOGAR
Informing and Activating Turks and Friends World Wide
TurkishForum.com

İÇİNDEKİLER:

 

§         Fransa’daki yasa hatalı

§         Fransa’nın Kararı: akıllıca mı ahmakça mı?

§         Arşivi açmaya yanaşmıyorlar 

§         Cezayir soykırımı yasası çıkarmaktan vazgeçen TBMM, gerçekleri anlatacak

§         Fransızlar yasaya karşı

§         TÜRKÜN DEMOKRASİ SINAVI

§         Bush: Irak 3'e bölünürse Kürtler Türkiye'ye sorun çıkarır

§         AB Kıbrıs’ta hata yaptı

§         Büyükanıt'tan tarihi ziyaret

§         YDP ayakta, Türkler kazanımlar elde etti

§         İslam dersiyle uyum olmaz

 

 

***

http://www.hurriyet.de/hurriyet/politik/index.php?navi=report&&bericht=3238

 

Fransa’daki yasa hatalı

Alman “Die Welt” gazetesi Fransız Meclisinden geçen yasanın Ermeni soykırımını Yahudi soykırımıyla aynı tuttuğu ve bunun yanlış olduğu yorumunu yaptı.


Gazete Fransa’daki yasanın Yahudi ve Ermeni soykırımı inkarı için aynı cezayı öngördüğünü, ancak iki olayın birbirinden çok farklı olduğunu vurguladı. Fransa’da Ermeni soykırımı inkarını ceza altına alan yasanın meclisten geçmesi Alman basınında da geniş yer buldu. Alman “Die Welt” gazetesi Fransa’nın Ermeni soykırımı inkar yasasını 2. Dünya Savaşındaki Yahudi soykırımıyla eş görmesinin büyük bir yanlış olduğunu eleştirdi.

Gazetenin yazısında Fransa’daki yeni yasanın Ermeni soykırımı inkarını Yahudi soykırımıyla kıyasladığı ve ikisine de aynı ağır cezayı öngördüğü, oysa iki olayın birbirinden çok farklı olduğu vurgulandı. Yazıda Yahudi soykırımının tamamen ırkçı nedenlerle işlendiği, Yahudilerin Ermeniler gibi ayrı bir devlet kurmak için devlete karşı herhangi bir isyan ya da ayaklanma içinde bulunmadığı farkına dikkat çekildi.

Ayrı devlet


Gazetenin yazısında şöyle denildi: “Holocaust (Yahudi soykırımı) barış içinde yaşayan suçsuz bir halka karşı ırkçı nedenlerle işlendi. Ermeni trajedisini gerçekten Yahudi soykırımıyla kıyaslayabilmek için Hitler Almanya’sında olayın şöyle gelişmiş olması gerekirdi:

“Avrupa’daki büyük güçler tarafından destek gören Yahudilerin bir bölümü Alman topraklarında ayrı bir devlet kurmak maksadıyla devlete karşı silahlı ayaklandı. Bunun sonucu bu bölgedeki Yahudiler zorunlu göç ettirildi. Tehlikenin olmadığı bölgelerdeki Yahudiler ise yerlerinde kaldı.”

Yahudi soykırımının bu nedenlerle olmadığını belirten gazete Ermeni trajedisinin de bir soykırım olduğu, ancak Yahudi soykırımıyla kıyaslanamayacağı, bunun iki halkın birbiriyle çatışmasından kaynaklandığı yorumunu yaptı. “Die Welt” gazetesi Ermenilerin bile Fransa’daki yasayı eleştirdiğini, bu yasanın yapıcı olmaktan çok yıkıcı olduğu görüşünü savunduklarını vurguladı.

Celal ÖZCAN / MÜNİH

 

***

 

Fransa’nın Kararı: akıllıca mı ahmakça mı?

 

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, 16 Ekim 2006

ODTÜ Uluslararası İlişkiler

 

“Soykırım Yasası” için beklenen sonuç Fransız Parlamentosu’nda, 448 parlamenterin bulunmadığı bir oturumda 119 evet oyu ile alındı. Bu Fransız demokrasisi için gerçekten kara bir gündür. Bir milleti soykırımı ile suçlamak bu kadar önemliyse bu tarih ile ilgili olmalı, bu şekilde değil. Ermeni diasporası mutlu ancak hiç bir şey başarılmış değil. Fransız parlamentonun kararına ve Fransız siyasilere dünyanın her tarafından gelen eleştiriler gerçekte Türkiye’nin çok büyük harcamalarla başaramayacağı bir fırsat sağladı. Çok şükür ki dünyada ortak akıl var ve Fransa Meclisi 12 Ekim kararıyla iyi bir imaj yaratmamıştır.

 

Türkler ilginç insanlar… Ermeniler değil fakat Osmanlılar ve çağdaş Türkler Fransız kültürüne ve siyasi değerlerine büyük önem atfetmiştir. 19. yüzyıldan beri Türkiye Fransa’yı aydınlanmanın, laikliğin, milliyetçi devrimci fikirlerin lideri olarak görmektedir. Fransız kültürü Türkiye’de çok derinlere tesir etmiştir; sadece Sultan II. Mahmud’un annesi Fransız değildi -- o anadili olarak Fransızca konuşuyordu --; siyasi nedenlerle baskı altında olan Osmanlı aydınları 19. ve 20. yüzyılda Paris’te entelektüel bir yuva bulmuştur; ayrıca Fransızca Türk aydınları arasında ortak yabancı dildir. Devletin kurucusu Atatürk bile Fransız siyasi ve kültürel değerlerinden o kadar etkilenmişti ki yeni cumhuriyetin öğrencilerinden yüzlercesini eğitim görmek üzere Fransa’ya göndermiştir. Galatasaray Lisesi ve şimdi Galatasaray Üniversitesi Fransız kültürel etkisinin en güzel örnekleridir. Türkler Fransız aydınlarına ve siyasetçilerine çok saygı göstermiştir ve bütün Fransız klasikleri (romanlar) Türk cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

 

19. yüzyılda bütün reform süreci de Fransa’nı katkısıyla gerçekleşmiştir; Osmanlı ordusu 1853-56 yıllarında Kırım’da Rusya’ya karşı savaşırken ile “Avrupa’nın hasta adamı”nın yardımına İngiltere ile birlikte Fransa gelmiştir. Tarih ilginçtir; Fransız Kralı I. Fransuva’ya Kanuni Sulatan Süleyman yardım etmiştir; hatta onların imparatoru Napolyon Osmanlıların siyasi ve askeri gücünü kabul etmiş ve İstanbul’da büyükelçi olmak istemişti.


Türkler 19. yüzyılda ve20. yüzyılın başlarında Fransız emperyalizminin hedefi oldular. Fransız ordusu Türkiye’nin güney kısmını işgal ettiğinde Osmanlı sultanının Ermeni tebası Fransız üniformaları giyerek işgalci Fransızlarla işbirliği yaparken  Urfa, Maraş, Antep şehirleri Fransız işgaline karşı büyük bir direnç göstermiştir. Fransa, Ankara hükümetini 1921’de ilk tanıyan ve diplomatik ilişki kuran birkaç devletten birisi olmuştur.


1945’ten 1962’ye kadar dekolonizasyon sürecinde Fransız ordusunun, Peter Shall Latour’un “Pirinç Tarlasında Ölüm” kitabında tasvir edildiği şekilde bir çok katliamı ve soykırımı olmuştur. Fransız askerlerinin Hindi-çini’de yaptıkları Fransız aydınları ve siyasetçiler tarafından kabul edilmektedir ancak, dekolonizasyon sürecinde Fransa’nın bin masum sivilin ölümünden de sorumlu olduğu gerçektir.

 

Türk tarihindeki en büyük hata 1956’da Süveyş Kanalı Krizi’nde İngiltere ve Fransa’nın yanında yer almasıdır; bu haklı olarak Arap entelektüelleri arsında Türk karşıtı düşüncelere yol açmıştır. Yine Türkiye 1958’de Cezayir ile ilgili BM karasında  Fransa ile birlikte olmuştur. Cezayir’de savaş Amerikan Bağımsızlık Savaşı’ndan bile uzun sürdü ve bir milyondan fazla Cezayirli hayatını kaybetti. Türk hükümeti Avrupa ve Batı’nın güvenliğini korumak amacıyla Fransa’nın politikasını desteklemiştir. Türkler – o zaman -- yanlış tarafı tuttukları için şimdi Fransız Parlamentosu’nun kararına bir şey diyemez. Ancak milletler

bir çok hata yapar ancak 1975’te Türkiye Kıbrıs’a müdahale ettiğinde, Bay Karamanlis Fransa’da sürgünde bulunduğu için Fransız politikacılar Yunanistan’ı desteklemiştir.  Fransa cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing, Alman Şansölyesi Helmuth Schmidt ile birlikte Yunanistan’ın mümkün olduğu kadar çabuk Avrupa Ekonomik Topluluğu’na alınmasını sağlamışlardır. Fransa’nın daimi temsilcisi BM’de şiddetle Türkiye’ye saldırdığında Türkiye’nin o zaman BM’deki temsilcisi Büyükelçi Osman Olcay soğukkanlılığını koruyarak sayın büyükelçi, kaç Mirage jet uçağı satışı karşılığında ruhunuzu Yunanistan hükümetine sattınız şeklinde cevap vermiştir.

 

Büyük bir olasılıkla Fransız felsefesi, kültür ve politikasına saygıları nedeniyle Türkler son yıllarda dahi Fransız siyasetçilere bir şey söylememek için oldukça nazik davranıyordu. Ancak 12 Ekim 2006’dan beri Fransa, Fransız kültürünü ve felsefesini takdir eden büyük bir milleti kaybetti. Bazı Fransız siyasetçilerin bu kadar dar görüşlü olmasının sorumlusu Türkler değil Fransız milletidir. Fransızlar ekonomik anlamda büyük tepki beklememelidir. Harab olan ekonomik değerler değil aksine bir çok değeri gerçekten küreselleştiren büyük Fransız milletinin hisleridir. Birkaç bin Ermeni diasporasını memnun eden  siyasi bir karar değil, bu yanlış karar ile tarihin saptırılmasıdır. Türkler artık Fransızlara saygı duymuyor; bu gelişme sadece Türkiye’deki Türklere mahsus değildir, bütün Türk ve İslam dünyasında böyledir. Biz Türkler, merhum cumhurbaşkanı Turgut Özal 1980’lerin sonlarında Cezayir’i ziyaret ettiğinde Cezayirlilere yanlış davranışlarımızdan ötürü özür diledik.


Fransız kararı Türk milletinin kalbinde uzun sürecek psikolojik bir hasara yol açmıştır. Henüz seçilmemiş ancak Türkiye’yi iç siyasette bir araç olarak kullanan Sarkozy gibi siyasetçiler büyük bir hata yapmaktadır. Roma’da, La Sapienza Üniversitesi’nde bizim hazır bulunduğumuz bir toplantıdaki tartışmada Sarkozy’nin danışmanlarından “Türkiye’nin Batı ile Dansı” isminde kitap yazan Alexander del Val’i hatırlıyorum. O gerçekte olmayan bir Türkiye’den bahsediyordu ve Kemal Atatürk’ten nefret ediyordu ve akademik olmayan bir şekilde bunu dile getiriyordu. Eğer genç Fransız entelektüelleri böyle ise sadece Türkiye değil, bütün Avrupa ve dünya bir Fransız problemi ile karşılaşacak demektir. Bu tartışmada sadece “sizin anlattığınız benim ülkem değil. Sizi tebrik ederim; tarihi çok iyi çarpıtıyorsunuz. Her konuda hemfikir olmaya bilirsiniz ancak anlamalısınız. Anlamak kabul etmek değildir” dedim. Nitekim onun açıklamaları orada bulunan bütün İtalyan aydınları tarafından reddedildi. Yani, bu tip entelektüel düşüş ve davranışlarla sadece Fransız kültürü kaybedecektir. Eğer diğer taraf kör ve hiçbir şekilde anlamak istemiyorsa bundan biz Türkler sorumlu değiliz. Sonra, Fransız entelektüellerinin neden böyle davrandıklarını düşündüm. Büyük Fransız siyaset bilimcisi Alfred Grosser’in ‘Wie anders ist Frankreich’’, (Fransa ne kadar Fraklıdır?) (Verlag Beck, 2005) kitabında buldum. En azından şimdi Fransız parlamentosunun bu kararı niçin aldığını anlıyorum, ancak onu kabul etmiyorum. Bana Frank Sinatra’yı hatırlatan Grosser’in söylediği gibi Fransız tarzıdır; “herkesin kendi yolu vardır.” Türkler şimdi uluslar arası sahnedeler ve Fransız siyasetçileri uzun vadede bunun bedelini ödeyecektir. 12 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinden alınan şu ifade her şeyi açıklamaktadır; “ahmakça!!!”.

 

 

***

http://www.bugun.com.tr/haberler/171006/p17195.asp

 

Arşivi açmaya yanaşmıyorlar 

 

Fransa'nın Ermeni soykırımını reddetmeyi suç kapsamına alan yasayı Meclis'ten geçirmesine tepki gösteren Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni arşivlerinin açılması gerektiğini belirterek, "Ermeniler, ABD'nin Boston kentinde bulunan Taşnak arşivlerini 'tasnifi daha bitiremiyoruz, bir takım lojistik sorunlar, zorluklar var' diyerek açmıyor.

 

'Siz süratle yapın tasnifinizi, faturayı bize gönderin, ben TTK'dan parasını ödeteceğim' dedim. dılar" diye konuştu.

 

Fransız Meclisi'nin böyle bir yasayı onaylamasının "Fransa'nın bilime, demokrasiye ve ifade özgürlüğüne verdiği değerin bir ifadesi" olarak değerlendiren Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, "Bize ifade özgürlüğü konusunda baskı yapanların, samimiyetsizliğinin ortaya çıktığını düşünüyorum" dedi. Ermeni tarihçilerin soykırım iddiaları ile ilgili önemli bilgilerin yer aldığı Boston'daki 'Taşnak arşivleri'ni açmaya yanaşmadıklarının altını çizen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu şöyle konuştu: "Ermeni bir meslektaşımıza, 'Ermenilerin ABD'nin Boston kentindeki Taşnak arşivlerini neden açmıyorsunuz?' diye sordum. Bana, 'tasnifi daha bitiremiyoruz, bir takım lojistik sorunlar, zorluklar var' dedi. Ben de o zaman, 'Tamam siz süratle tasnifinizi yapın, ne gerekiyorsa, faturayı bize gönderin. Ben TTK'dan parasını ödeteceğim' dedim. Ancak bu teklifime yanaşmadılar." 

 

Canan ESELER/İSTANBUL

 

***

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=437299

 

Cezayir soykırımı yasası çıkarmaktan vazgeçen TBMM, gerçekleri anlatacak

 

Fransa Ulusal Meclisi'nin sözde Ermeni soykırımının yaşanmadığını söyleyenlere para ve hapis cezası verilmesini öngören yasa tasarısını kabul etmesinin ardından Türkiye'nin misilleme yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.

 

TBMM Adalet Alt Komisyonu, Ermeni soykırımı iddialarının cezalandırılması ile Fransa'nın, Cezayir'de soykırım yaptığının inkarını suç sayan yasa teklifleriyle ilgili çalışmaları başladı. İlk toplantısını yapan alt komisyon üyeleri, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile Dışişleri Bakanlığı yetkililerini dinledi. Ermenilerin Türkiye'de giriştikleri katliamlar ve ülke aleyhine faaliyetleriyle ilgili tarihi bilgiler veren Prof. Halaçoğlu, yapılacak çalışmanın önemine değindi. Ermenilerin Osmanlı döneminde Türklere göre daha özgür olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, Ermeni vatandaşların 1876 tarihine kadar askerlik yükümlülüğü bulunmadığını hatırlattı. Komisyonun, Fransa'nın Cezayir'de soykırım yaptığının inkarını suç sayan teklifleri kabul etmeyeceği öğrenildi. Tekliflerin yasalaştırılması yerine, TBMM'nin ve Türk milletinin insan hakları, özgürlükler konusundaki uygulamalarının anlatılacağı bir metin hazırlanması kararı alındı. Komisyon üyeleri, Türk Tarih Kurumu ve Dışişleri Bakanlığı'nın, Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili ayrıntılı bir çalışma yapmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede sözde Ermeni soykırımını kabul eden ülkelerin tarihlerinde bu tür olayların bulunup bulunmadığı incelenecek. Hazırlanacak çalışmada 1915 tehcir kararının hangi koşullarda alındığı ayrıntılı biçimde yer alacak. Ramazan Bayramı sonrasında yeniden bir araya gelecek olan komisyon üyeleri, Türk Tarih Kurumu ve Dışişleri Bakanlığı'ndan gelecek raporları görüşecek. Fatih Atik, Ankara

 

17/10/2006

 

***

http://www.milliyet.com.tr/2006/10/17/siyaset/siy10.html

 

Fransızlar yasaya karşı

Fransa'da düzenlenen bir kamuoyu araştırması, halkın önemli çoğunluğunun, Ulusal Meclis'te geçen hafta kabul edilen Ermeni soykırımı iddialarının inkârını suç sayılmasını öngören yasaya karşı olduğunu gösterdi.
İnternet üzerinden düzenlenen ankete göre, Fransızların yüzde 68'i yasayı hoş görmüyor. Meclis'te kabul edilen yasanın Ermeni davasına hizmet etmediğini düşünenler aynı zamanda "zararlı" olduğu görüşünde.
Ankete göre, Fransızların sadece yüzde 26'sı yasa teklifini destekliyor. Ankete katılanların yüzde 6'sı da bu konuda görüş belirtmek istemediğini belirtti. Araştırmaya katılanların büyük bir kısmına göre yasa Türkiye'deki Ermeniler için faydalı olmayacak. Yasanın yürürlüğe girmesi için önce Senato'nun, daha sonra da Chirac'ın onayı gerekiyor.

 

***

http://www.interturk.nu/tr/KoseYazarlari/Ahmet_Evsen/a.2021.html

 

TÜRKÜN DEMOKRASİ SINAVI

 

Ahmet EVSEN

 

Hollanda, bir demokrasi sınavından geçiyor.

Daha önce, Verdonk’un her dediğine “evet” diyerek, ülkeyi imaj zafiyetine uğratanlar, şimdi bir başka ayıbın peşinde.

“Benim gibi düşünmüyorsan, benden değilsin ayıbı” bu...

Ben, buna “hakim kültürü dayatma projesi” diyorum...

Hollandalı dostlarımız, içine düştükleri “demografik paranoya”dan sonra, şaşırmış durumdalar. Bir serseri mayın gibi, ilk çarptığı yere patlayacak gibiler...

Ayrıca sorun, iddia edildiği gibi, “masumlara hakkını verme” kaygısından kaynaklanmıyor...

“Türkiye’nin resmi tezleri ile aynı duruşu sergileyenler”
i parlamentoya sokmamayı amaçlayan bir hedeftir bu...

Yani, içeriye çeki düzen verme...


Bunun adı, hakim kültürün altında yaşayan diğer renk ve kültürlere, kendi milli hasletleri ile siyaset yaptırmamaktır... Yada, “Türklerin Hollanda siyasetindeki etkinliği”ni asgariye indirmek...

* * *


Kendi nufus ortantısının çok üstünde, Hollanda Temsilciler Meclisi’nde bulunan Türk asıllı vekillerin önce içini boşaltacaklar... Sonra kendi toplumu ile barışıklığını bozacaklar, sonra da bakanlık verecekler...

Yeni bir “Kunta Kinte versiyonu oluşturma” taktiği...

Bir avuç Ermeniye ne kadar teşekkür etseler azdır... Onların sayesinde muazzam bir fırsat yakalandı...

Demokratik mücadelede kendine yer bulan Türk adaylar budandı...

Azınlıklar içerisinde demokratik katılımcılık hakkını en çok kullanan, siyasette en etkili olan Türk azınlığı sindirilmek üzere...

Türk toplumu gerildi, küstürüldü...

* * *


Herkes aynı şeyi soruyor:
“Peki şimdi ne olacak?”
Her kafadan ayrı bir ses, her köşeden ayrı bir hamasiyet iniltisi geliyor...

Ben diyorum ki, “şimdi akıllı olma zamanıdır!”


Duygusallığı bir kenara itelim, aklımızı kullanalım ve sandıkta iyi bir demokrasi dersi verelim.

CDA ve PvdA, bizim yumuşak karnımızı bulup, oraya vurmaya mı başladı? O zaman biz de onların yumuşak karnını bulup, hep birlikte aynı hedefe vuralım...


Parti içi demokrasiye hala inanan, listesindeki Türk adaya “Benim gibi düşünmüyorsan, benden değilsin” demeyen küçük partilerden birine yüklenelim.

Ama oyumuz kesinlikle tercihli olsun...


* * *

Bu partinin bir ya da iki sandalye fazladan kazanmasını sağladığımız an, demokrasi sınavını hakkıyla vermiş olacağız...


Wouter Bos’a verilecek en güzel cevap sandıktan geçer, Jan Peter Balkenende’ye de…

Unutmayın, bu seçim;

Türk’ün demokrasi sınavı olacak!...

 

 

***

http://www.milliyet.com.tr/2006/10/17/son/sondun03.asp

 

17 Ekim 2006

 

Bush: Irak 3'e bölünürse Kürtler Türkiye'ye sorun çıkarır


ABD Başkanı George Bush, Irak'ın üç özerk bölgeye bölünmesine kesinlikle karşı olduğunu söyledi.

 

Bush, Amerikan Fox News televizyonuna demecinde, Irak'ta üç özerk bölge kurulması durumunda bunun, hem Sünnileri Şii radikallerle yarışma ortamına sokacağını hem de Kürtlerin Türkiye için sorun yaratacağını kaydederek bu durumda da bölgede şimdikinden çok daha büyük bir karışıklığın çıkacağını belirtti.

 

Bush, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki ile dün yaptığı telefon görüşmesine ilişkin Fox News'un sunucusu Bill O'Reilly'ye bilgi verirken önemli açıklamalar yaptı.

 

O'Reilly'nin, Irak'taki sorunun çözümü için ülkenin üç özerk bölgeye bölünmesi ve taraflara petrol verilmesi karşılığında çatışmamalarının istenmesi konusunda ne düşündüğünü sorması üzerine Bush, ''Bunun doğru yol olduğunu sanmıyorum. Bu, şiddeti artırır ve durumu daha tehlikeli hale getirir. Başbakan El Maliki de aynı şekilde düşünüyor'' dedi.

 

Bush, El Maliki'nin, ülkenin üçe bölünmesine kesinlikle karşı çıktığını ve kendisinin de, tamamen aynı görüşü paylaştığını vurguladı.

 

Federalizmin, yerel yönetimle merkezi hükümet arasında bir görev bölümü niteliği taşıdığını anlatan Bush, ''Ancak ülkeyi bölmek ve 'üç özerk bölge olacak' demek; hem Sünnileri, Sünni ülkeleri, Sünni radikalleri Şii radikallerle bir yarışma içine sokar hem de Kürtler, Türkiye ve Suriye için sorun yaratır. Bu da, şimdikinden daha büyük bir karışıklığın çıkması anlamına gelir'' diye konuştu.

 

Bush, Irak petrolü konusunda da ''Ben, petrolün halka ait oluğuna inanıyorum ve Iraklıların bunu anladığı ölçüde, petrol ülkenin birleştirilmesine yardım eder'' dedi.

 

 

***

http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=305002

 

AB Kıbrıs’ta hata yaptı

 

17 Ekim 2006

 

Hayrettin Turan

Türkiye’nin Kıbrıs politikasına İngiltere’de yayımlanan Financial Times gazetesinden destek geldi. Gazete, meselenin çözümlenmeden Rum kesiminin AB’ye alınmasının hata olduğunu yazdı. “AB’nin bariz hataları ve Kıbrıs’ta yaşayan taraflar arasındaki ihtilafın yakın zamanda Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine engel teşkil edebileceğini” öne süren gazete, konuyla ilgili olarak yaklaşık bir sayfalık haber-analiz yayınladı. Haber-analizde, “Ada’nın geçmişindeki çatışmaların yakın zamanda politik cepheye taşınabileceği” iddia edildi. “Kıbrıs konusunda bugün 30 yıl öncesine göre çözüme daha yakın olunmadığı” ileri sürülen haber-analizde, “riskin büyük olduğuna” işaret edildi.

Çözümü zorlaştırdı
Yazıda, “böyle bir durumun hem AB’nin dış politik kredibilitesine ciddi zarar vereceği, hem de Türkiye’nin batıya yaptığı kültürel yürüyüşün kesintiye uğrayabileceği” iddia edildi. “Kıbrıs’ta bölünmüşlüğe BM’nin çare aradığına” da dikkat çekilen yazıda, “AB’nin uygulamalarının ise durumu zorlaştırdığı” belirtildi. “Türkiye ile geçen yıl müzakerelere başlayan AB’nin Kıbrıs’ı ise 2004 yılında tam üye olarak birliğe aldığına” işaret edilen yazıda, “bugün AB içindeki pek çok diplomatın Kıbrıs’ın o aşamada Birliğe üye alınmasının, Kıbrıs’ın Türkiye ile yapılan müzakereler üzerinde kazandığı etkiden dolayı hata olduğunu kabul ettiği” kaydedildi.

İzolasyon bitmeli
Bu durumun Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos’un Ankara ile yapılan müzakerelerin her noktasında veto tehdidini savurmasıyla da ortaya çıktığı ifade edilen yazıda, Türkiye’nin AB’yi, KKTC’nin politik ve ekonomik izolasyonuna son verilmesine yönelik adım atmamakla suçladığı hatırlatıldı. Kıbrıs konusunun çözümsüz kalmasının KKTC’yi teknik olarak AB’ye dahil ama pratikte dışında kalan hukuki, teknik ve ekonomik bir “kara delik” halinde bırakacağı belirtilen yazıda, adanın her iki tarafında da çözümün iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona dayalı olması gerektiğine dair bir inanç bulunduğu kaydedildi.
------

 

***

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=201789

 

Büyükanıt'tan tarihi ziyaret

 

17/10/2006 (54 kişi okudu)

 

RADİKAL - ANKARA - 1-4 Kasım tarihleri arasında Yunanistan'a gidecek olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, bu ülkeyi resmi olarak ziyaret eden ilk Genelkurmay Başkanı olacak. Yunan Genelkurmay Başkanı Oramiral Panagiotis Chinofotis'in daveti üzerine gerçekleştirilecek ziyarette Türkiye ile Yunanistan'ın ortak çıkarlarına ilişkin konularda görüş alışverişinde bulunulacak. Büyükanıt, 2005 yılında Atina'ya yaptığı ziyaretle de Yunanistan'a resmi olarak giden ilk Kara Kuvvetleri Komutanı sıfatını kazanmıştı. Chinofotis de, 26 Temmuz'da Ankara'ya gelerek, Türkiye'yi 32 yıl sonra ziyaret eden ilk Yunan Genelkurmay Başkanı olmuştu.

***

 

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=201792&tarih=17/10/2006

 

YDP ayakta, Türkler kazanımlar elde etti

 

17/10/2006

 

YORGO KIRBAKİ

 

ATİNA - Yunanistan'daki yerel seçimin ilk turunda, Başbakan Kostas Karamanlis liderliğindeki sağcı Yeni Demokrasi Partisi (YDP) gücünü korurken, muhalefetteki solcu PASOK desteğini artıramadı. 'Müslüman azınlık' sayılan Batı Trakyalı Türkler ise dört ilçe ve yedi nahiyede belediye başkanlığını kazandı. Ülkenin 'ilk Türk il belediye başkanı adayı' Hüsnü Serdarzade ise İskeçe Belediye Başkanlığı yarışını yitirdi. Ama İskeçe'de belediye meclisine iki Türk girmeyi başardı. Gümülcine Belediye Başkanı seçimi ikinci tura kalırken, valilik seçimi sonucu Rodop'ta sekiz, İskeçe'de beş Türk aday il meclisine girdi. PASOK'un İskeçe-Drama-Kavala bölge valisi adayı Gülbahar Karahasan ise yüzde 32'de kaldı.
Yüzde 3 oranında oy kaybına rağmen PASOK'a 2.5 puan fark atan YDP, rüşvet skandalları ve öğretmen grevine karşın ciddi fire vermedi. 54 valiliğin 26'sı ile 55 belediye-nahiye başkanlığı kazanan YDP, kalesi Atina'yı yitirmedi. Ama Selanik'te belediye başkanı adayı eski milli atlet Vasilis Papayergopulos yüzde 41.4'le yüzde 42 oy barajına takılınca, ikinci tura kaldı. YDP'nin oy kaybını küçük partilere kaptıran PASOK ise 17 valilik ile 38 belediye-nahiye başkanlığı kazandı. PASOK sekiz yıldır sağın elindeki Pire'yi ise yüzde 44 oy alan eski milli basketçi Panayotis Fasulas'la fethetti. Seçmenin yüzde 34'ü sandığa gitmezken, barajın aşılamadığı 247 belediye ile yedi valilik için pazara ikinci tur seçim var.

 

***

http://www.hurriyet.de/hurriyet/politik/index.php?navi=report&&bericht=3237

 

 

İslam dersiyle uyum olmaz

Almanya’da merkezi Stuttgart’ta bulunan Württemberg Türk Okul Aile Birlikleri Federasyonu’nun Başkanı Güven Toymaz, Almanca İslam dersiyle ilgili kaygılarını dile getirdi.


Baden-Württemberg eyaletinde 17 Eylül’den itibaren 12 ilköğretim okulunda yürürlüğe konacak pilot projenin iddia edilenin aksine uyuma katkı sağlamayacağını savunan Toymaz, İslam derslerinin uzun vadede Türkçe derslerini de tehlikeye düşürebileceğini söyledi.

Proje başarılı olamaz

Güven Toymaz, Baden-Württemberg Kültür Bakanı Helmut Rau’un Almanca İslam dersinin Türk öğrencilerinin Alman toplumuna uyum sağlamasını kolaylaştıracağı yönündeki açıklamasını şu sözlerle değerlendirdi: “Bu pilot proje Baden-Württemberg’in belirli okullarında denenecek. Rağbet görürse ilk önce eyalet geneline yayılacak, sonra federal düzeyde uygulamaya konacak. Bu projenin uyuma katkı sağlayabilmesi için Türk toplumunun çoğunluğuna hitap eden derneklerle geliştirilmesi gerekiyor.

Bakanlıklarla, okullarla yaptığımız görüşmelerde Türk toplumunu yakından ilgilendiren konularda bize danışılmasını, projelere dahil edilmemizi önerdik. Türk sivil toplum örgütlerinin görüşlerine başvurmadan bu tür projelerle bir yere varılamaz. Uyum hepimizin isteği. Ama projenin toplumun geneline hitap edemeyeceği için başarılı olma şansı yok.”

Bize danışmadılar

Toymaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Federasyon olarak 30 bin öğrencinin velisine ulaşabiliyoruz. Türk toplumunun önemli bir kesimini temsil etmemize rağmen Almanca İslam dersi projesine dahil edilmedik. Oysa Kültür Bakanlığına ortak bir çalışma platformu talebimizi iletmiştik. Muhatap olması gereken kişileri muhatap kabul etmiyorlar. Müfredatla ilgili de çekincelerimiz var. Almanca İslam dersi müfredatının içeriğiyle ilgili bakanlık hala açıklık getirmedi. Hangi öğretmenin hangi dersi vereceğini bilmiyoruz. Laik ve demokratik Türkiye’de böyle bir şey düşünülemezdi.”

Türkçe dersleri tehlikede

Almanca İslam derslerinin uzun vadede Türkçe ve Türk kültürü derslerinin yerine geçeceği konusunda endişeli olduğunu ifade eden Toymaz, “Almanca İslam din dersleri müfredata zorunlu, seçmeli ders olarak giriyor. Veliler öğretim yılının başında, çocuklarının İslam derslerine katılacaklarını dair bir form imzalayacaklar. İmzaladıkları takdirde çocuklar öğrenim yılı boyunca derslere katılmak zorunda kalacaklar.

Öğrencilerin din dersinde aldıkları notlar karnelerine geçecek. Bu şekilde din derslerini cazibeli hale getirmeyi amaçlıyorlar. Halbuki bizler yıllardan beri Türk kültürü derslerinin kurs statüsünden çıkarılıp İngilizce ya da Fransızca gibi seçmeli ders statüsüne girmesi için mücadele etmiştik. Mağlesef birçok insanımız Almanca İslam dersinin Türkçe dersleri için oluşturduğu tehlikenin bilincinde değil” diye konuştu.

Veliler örnek olmalı

Toymaz, Baden-Württemberg’de önümüzdeki pazartesi günü başlayacak yeni öğretim yılı öncesi de velilere yönelik mesajında, “Bütün sorunların temelinde eğitimsizlik yatıyor. Bu konuda annelere ve babalara büyük görev düşüyor. Türk ailelerin katılımcı olması gerekiyor. Okul faaliyetlerine katılarak okul ilişkilerini en üst düzeye çekmeleri gerekiyor. Okul idareleri anne ve babayı görmek istiyor.

Çocuklarının eğitimi için babalar artık daha çok vakit ayırmalı. Aileler eğitime ilgi ve sevgilerini göstermeli. Ancak bu şekilde çocuklarına örnek olabilirler. Anadil, kişilik gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Veliler, çocukların anadillerini çok iyi öğrenebilmesi için de gayret sarf etmeli” dedi.

FRANKFURT

 



LISTEDEN CIKMAK ICIN:
Mesaj aldiginiz eposta hesabinizdan grassroots-cikis@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

LISTEYE GIRMEK ICIN:
Mesaj almak istediginiz eposta hesabinizdan grassroots-giris@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

Yorum, Fikir, Haberlerinizi bize iletebilirsiniz.
TurkishForum Projelerine Maddi Destek Vermek Cok Kolay!
TurkDB ucretsiz kaydinizi yaptirdinizmi?

    TURKISH FORUMA CALISMALARI ICIN DESTEK VERINIZ
  • OZEL serverlerini ve internet hatlarini bilgi iletimi icin acik tutan
  • Turkiyemize dis politakasinda TOPYEKUN DESTEK VERMEMIZI SAGLIYAN,
  • Turkiye Disindaki Turk Toplumlarina sistemli olarak destek veren,
  • Tum Turk Kuruluslari ile Turkiye ve Turk Halki icin beraber calisan,
  • Dunya Turk Toplumundan gelen bir itmeden dogan TEK KURULUSDUR.
You are not authorized to post a reply.



ActiveForums 3.7
Discussion Board Rules / Forum Kurallari Maximize

Home / AnaSayfa ATA Shop FAQ
Copyright 2005 ATA Houston Terms Of Use Privacy Statement