Register Login
January 6, 2009


Register
Forgot Password ?

Network / HaberAgiDiscussions / Forum  

Please note that the best way to take full advantage of our forums is to login. Registration is simple, fast and free.

Subject: [GRASSROOTS] Haberler 16.10.2006
Prev Next
You are not authorized to post a reply.

Author Messages
Turkish Forum Announcements (guest)

10/24/2006 6:14 PM  

Date: Mon, 16 Oct 2006 14:11:06 +0300
From: alia@BASBAKANLIK.GOV.TR
Subject: [GRASSROOTS] Haberler 16.10.2006
To: GRASSROOTS@TURKISHFORUM.ORG

TURKISH FORUM * WORLD TURKISH ALLIANCE
United We Stand - United We Are Stronger
BIRLIKTEN KUVVET DOGAR
Informing and Activating Turks and Friends World Wide
TurkishForum.com

§         -FRANSIZ MECLİSİNİN KARARINA TEPKİLER...
-FİNLANDİYA DIŞİŞLERİ BAKANI: "KARAR APTALCA"


§         -İSVEÇ PARLAMENTOSU DIŞ İLİŞKİLER KOMİSYONU
BAŞKAN YARDIMCISI AHLİN:
-''TÜRKİYE'NİN AB YOLCULUĞUNUN TAM ÜYELİKLE
SONUÇLANACAĞINA KESİNLİKLE EMİNİM''
-''İYİMSER DEĞİL, GERÇEKÇİYİM''
-''AB İÇİNDE SİZE SORUN ÇIKARMAYA ÇALIŞANLAR HER
ZAMAN OLACAKTIR. FRANSA PARLAMENTOSUNUN KARARI DA
BUNLARDAN BİRİ''

§         ‘AB, bir Hıristiyan kulübü değildir’

 

§         'AB'nin hataları Türkiye'ye engel olabilir'

 

§         Tasarı Türk dostu Ermenileri rahatsız etti

 

§         YÖK Başkanı Teziç, “Fransız nişanı”nı geri gönderdi

 

§         Lagendijk ‘enişte’ oluyor

 

§         Avusturya’da Yeşiller üçüncü parti

 

§         -YUNANİSTAN'DA YEREL SEÇİMLER
-OY SAYMA İŞLEMİ SÜRÜYOR
-YUNAN TELEVİZYONLARI: ''YDP YARIŞI ÖNDE GÖTÜRÜYOR''

§         Almanca'ya evet yasağa hayır

 

 

***

 

-FRANSIZ MECLİSİNİN KARARINA TEPKİLER...
-FİNLANDİYA DIŞİŞLERİ BAKANI: "KARAR APTALCA"

ANKARA (A.A) - 16.10.2006 - AB dönem başkanı Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı
Erkki Tuomioja, Fransız meclisinin, sözde Ermeni soykırımının reddini suç sayan
yasa tasarısını kabul etmesinin "aptalca" olduğunu söyledi.
Tuomioja, virtual.finland.fi adlı internet sitesinde yayımlanan
açıklamasında, parlamentoların ve hükümetlerin, tarihi gerçeklere dayansın veya
dayanmasın, yasallaştırarak bu konuya dahil olmalarını doğru bulmadığını ifade
etti.
Tuomioja, Fransız meclisinin kabul ettiği kararın, Türkiye'deki milliyetçi
çevrelere güç kazandıracağını kaydetti.
Finlandiya Dışişleri Bakanı, "Karar için aptalca dememin ve bir an önce geri
çekilmesini ummamın, Türkiye'deki Ermenilere olanlarla hiçbir ilgisi yok. Şahsen,
geçmişte olanları tarif etmek için 'soykırımın' doğru kelime olduğunu düşünüyorum
ve aynı zamanda Türkiye'nin bunu kabul etmeye hazır olmasını umuyorum" dedi.
(İNT-ÇAĞ-SRP)

 

***

 

-İSVEÇ PARLAMENTOSU DIŞ İLİŞKİLER KOMİSYONU BAŞKAN YARDIMCISI AHLİN:
-''TÜRKİYE'NİN AB YOLCULUĞUNUN TAM ÜYELİKLE SONUÇLANACAĞINA KESİNLİKLE EMİNİM''
-''İYİMSER DEĞİL, GERÇEKÇİYİM''
-''AB İÇİNDE SİZE SORUN ÇIKARMAYA ÇALIŞANLAR HER ZAMAN OLACAKTIR. FRANSA PARLAMENTOSUNUN KARARI DA BUNLARDAN BİRİ''


İZMİR (A.A) - 16.10.2006 - Senem Yazıcı - İsveç Parlamentosu Dış İlişkiler
Komisyonu Başkanlığı görevini uzun yıllar yürüten, iki hafta önce yapılan
seçimlerde partisinin ilk sıradaki yerini yitirmesi nedeniyle bu kez Başkan
Yardımcılığı görevine getirilen Urban Ahlin, Türkiye'nin AB yolculuğunun tam
üyelikle sonuçlanacağına kesinlikle emin olduğunu söyledi.
Göcek'te düzenlenen, AB'nin geleceğinin ve Türkiye-AB ilişkilerinin basına
kapalı olarak tartışıldığı toplantıya katılan Ahlin, AA muhabirinin sorularını
yanıtladı.
Türkiye-AB ilişkilerinin ''uzun bir yolculuk'' olduğunu, her yolculukta
olduğu gibi bu yolculukta da iyi ve kötü zamanlar olabileceğini ifade eden Ahlin,
diğer aday ülkeler gibi tüm kriterleri yerine getirdiğinde, AB'nin Türkiye'yi
kabul etmemesi ya da yeni seçenekler öne sürmesinin mümkün olmadığını kaydetti.
''İyimser değilim, gerçekçiyim'' diyen Ahlin, Türkiye'nin AB ile
müzakerelere başlamış bir ülke olduğunu hatırlatarak, Türk kamuoyundaki bazı
yanlış algılamaların değişmesi durumunda, üyeliğin daha kısa sürede geleceğini
savundu.
Ahlin, Türkiye'de bazı insanların atılan adımların ''AB'yi memnun etmek için
atıldığını'' düşündükleri sürece, sonuç alınmasının mümkün olmadığını ifade
ederek, şunları kaydetti:
''AB'nin kuralları belirlenmiştir ve orada durmaktadır. Bu kulübün üyesi
olmak istiyorsanız, o kurallara uyulması gerekmektedir. (Biz üye olmak istiyoruz,
o halde ev ödevimizi yapalım) demek lazım. Bunların AB liderlerini memnun etmek
için yapıldığının düşünülmemesi lazım. Kriterlerin yerine getirilmesi durumunda
AB'nin hayır deme şansı yok. Üstelik, Türkiye'nin üyeliği, AB'nin yararına olduğu
kadar, Türkiye'nin de yararınadır. Yani, Türkiye'nin üyeliği, tüm tarafların
kazançlı çıktığı bir durumdur.''

-FRANSA PARLAMENTOSUNUN KARARI-

Ahlin, Fransa Parlamentosunun sözde Ermeni soykırımının reddini suç sayan
yasa tasarısını kabul etmesinin ya da bazı AB yöneticilerinin Türkiye ile ilgili
açıklamalarının, Türkiye kamuoyunda AB karşıtı düşüncelerin güçlenmesine neden
olup olmadığının sorulması üzerine de şunları kaydetti:
''Sizin müzakere sürecinizi bloke etmeye çalışan kişiler, düşünceler ve
devletlerin bireysel girişimlerinden rahatsız olmamalısınız. Çünkü AB içinde size
sorun çıkarmaya çalışanlar her zaman olacaktır. Fransa Parlamentosunun kararı da
bunlardan biri. Bu karar üzerinde çok fazla durmayın, çünkü üyeliğiniz önünde
engel değil. Verdiğiniz karar uyarınca kararlı şekilde devam edin.''
Türk kamuoyunda bazı kesimlerin müzakere kavramını yanlış algıladıklarına da
dikkati çeken Ahlin, aday ülkelere bazı istisnalar ve ek süreler verilebilmesine
karşın, ''kriterlerin müzakereye açık olmadığını'', aday ülkenin ancak ek süreler
ve istisnalar için görüşmeler yapabileceğini söyledi.
AB kamuoyu içinde de bazı tereddütler bulunduğunu, bu tereddütlerin büyük
ölçüde Türkiye'nin kalabalık nüfusu ve iş gücünden kaynaklandığını ifade eden
Ahlin, ''Bana göre süreç çok önceden başlamıştır ve geri döndürülemez. Fransa ya
da başka bir ülkenin, bu süreci geri döndürme şansı kesinlikle yok'' dedi.

-''TÜRKİYE, BÖLGESİNDE ÇOK ÖNEMLİ BİR DEVLET''-

Aynı zamanda Trans Atlantik Çalışma Grubu üyesi olan ve Genişletilmiş
Ortadoğu Projesi üzerine yazıları bulunan Ahlin, Türkiye'nin kendi bölgesinde çok
önemli olduğunu söyledi.
Türkiye'nin laik yapısı, işleyen ekonomisi, ekonomik, siyasi ve sosyal
reformlarıyla örnek bir ülke olduğunu ifade eden Ahlin, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin açtığı yol, diğerleri tarafından da takip edilecektir. Eğer
AB, Türkiye'ye (hayır) derse o zaman bu ülkeler de (AB bir Hristiyan Kulübü,
Müslümanlar alınmıyor) şeklinde düşünecektir. AB'nin bu kadar aptalca hareket
edeceğini düşünmüyorum.''
Göcek toplantılarının ilkine de katıldığını ve toplantıları çok yararlı
bulduğunu söyleyen Ahlin, Türkiye'nin birçok konudaki fikirlerini tam olarak
anlama fırsatını bulduklarını, bunun yanında AB'nin geleceği konusunda da oldukça
yararlı tartışmalar yaptıklarını kaydetti.
(SY-MV-SRP)

 

***

http://www.interturk.nu/tr/News/a.2051.html

 

15.10.2006

 

‘AB, bir Hıristiyan kulübü değildir’

 

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Joseph Borrell, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerinin güçlüklerle dolu olacağını, ancak bu ülkenin AB için bir tehdit gibi algılanamayacağını söyledi.
Borrell, İtalyan "La Stampa" gazetesine verdiği demeçte, "Türkiye bir tehdit gibi algılanmamalı. AB, bir Hristiyan kulübü değildir. Ankara'nın üyeliği siyasi ağırlığımızı arttıracaktır" ifadesini kullandı.
AP'nin 59 yaşındaki İspanyol başkanı Borrell, Türkiye'de nüfusun ezici çoğunluğunun Müslümanlardan oluşmasının Avrupa kamu oyunda endişelere yol açtığına da değinerek, "Bizdeki kamuoyunun temel korkusu, Türkiye nüfusunun ezici çoğunluğunun İslam dinine mensup olmasından kaynaklanıyor. Bu vakıa göz ardı edilemez. Ama bir tehdit olarak da algılanmamalıdır. Türkiye istenilen kriterleri yerine getirirse korkulacak bir şey yoktur. Avrupa bir Hristiyan kulübü değildir, Türkiye de laik bir ülkedir" diye konuştu.
Borrell, "Türkiye, entegre edilmesi gerektiği için mi Avrupa'ya girmeli, yoksa Türkiye olduğu için mi?" sorusuna karşılık şunları söyledi:
"Her ikisi de geçerli. Avrupa, hiç kuşkusuz Türkiye sayesinde İslam dünyasıyla bir diyalog geliştirecek ve de daha belirleyici bir jeopolitik ağırlığa sahip olacaktır. Ama bu ülkeyle başlatılan müzakerelerin ucunun açık olduğunu da unutmayalım. Müzakereler, güçlüklerle dolu olacaktır. Örneğin liman ve hava alanlarının, Kıbrıs (Rum kesimi) gemileri ve uçaklarına açık olmasını öngören Ankara protokolünü düşünelim: Her ne kadar umutlu olsak da bu somut sorunun dahi çözümlenip çözümlenmeyeceğini bilmiyoruz. Avrupa Parlamentosu'nun müzakere sürecine ilişkin çok az ilerleme kaydedildiğine ve güçlüklere dikkati çeken kritik bir raporu onayladığını anımsamakta da yarar var."
Borrell, Fransa meclisinin sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifine onay verdiğini hatırlatan bir soruya karşılık da "O tasarı henüz yasalaşmamıştır. Senato'dan da geçmesi gerekecek" demekle yetindi.

-"AVRUPA TOPLUMU, İSTER İSTEMEZ ÇOK KÜLTÜRLÜ HALE GELECEKTİR"-
AP Başkanı, Müslümanların sayısındaki artışla Avrupa'nın kimliğini yitirebileceği biçimindeki görüşlerle ilgili olarak ise çok kültürlülüğün kaçınılmaz bir süreç olduğuna dikkati çekti.
Borrell, Avrupa'nın İslam'la yüzleşmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Zorluklara rağmen, farklılıklarla yüzleşmenin Avrupa kimliğinin karakteristik niteliklerinden biri olduğunu hepimiz biliyoruz. Tek kültürlü bir Avrupa düşlenemez. Bunun somut bir nedeni de var: Demografik açığı kapatabilmek için giderek daha fazla göçmen kabul etmek zorunda kalacağız. Dolayısıyla Avrupa toplumu, ister istemez çok kültürlü hale gelecektir. Bu süreçten kaynaklanabilecek çatışma riskleri, çok kültürlülüğe olanak tanıyan toplumsal entegrasyon sistemlerini, her şeyden önce de gerek içeride gerek dışarıda İslam'la yüzleşmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu, önümüzdeki en büyük meydan okumalardan biri konumundadır."
Borrell, Avrupa kimliğinin hangi unsurlardan oluşması gerektiğini ise şu sözlerle özetledi:
"Avrupa kimliği, paylaşılmış değerler üzerine oturtulmalıdır: Demokrasi, insan hakları, çevrenin korunması, sosyal güvence, kadın-erkek eşitliği. Avrupa kimliğini bunlar simgeleyebilir, bizi karşı karşıya getiren tarih değil. Tarihi aşabilmek için de Avrupa için bir siyasi kimlik oluşturmak gerekiyor."
AP Başkanı, AB sınırlarının nerede sona ereceğine ilişkin bir soruya karşılık da "Avrupa sınırlarını belirlemek gibi siyasi bir misyona hiç kimse soyunamaz ve soyunmak da istemiyor. Ancak Avrupa, Türkiye ile müzakereleri başlatmak suretiyle nesnel kriterlerden birini yani coğrafi kriteri bir yana bırakmıştır. Ama kamuoyunun bu işe bir ara verilmesini istediği de doğru: Yeni genişleme süreçleri öncesinde, entegrasyon konusunda düşünmek gerekecektir. Avrupa entegrasyon sürecine kıyasla çok hızlı genişlemiştir" dedi.

ROMA (A.A)

 

***

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=436716

 

'AB'nin hataları Türkiye'ye engel olabilir'

 

İngiltere'de yayımlanan Financial Times gazetesi, "AB'nin bariz hataları ve Kıbrıs'ta yaşayan taraflar arasındaki ihtilafın yakın zamanda Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine engel teşkil edebileceğini" öne sürdü.

 

Yaklaşık bir sayfa ayrılan konuyla ilgili haber-analizde, "Ada'nın geçmişindeki çatışmaların yakın zamanda politik cepheye taşınabileceği" iddia edildi. "Kıbrıs konusunun Fransa'daki tartışmalarla ortaya çıkan Ermeni meselesine göre çözümü çok daha güç bir sorun olarak gündeme gelebileceğine" dikkat çekilen yazıda, "bu konu yılın sonlarına doğru AB'nin en zorlu ve tartışmalı jeostratejik projesi olan Türkiye'nin üyeliğini raydan çıkartabilir" görüşü savunuldu.

"Kıbrıs konusunda bugün 30 yıl öncesine göre çözüme daha yakın olunmadığı" ileri sürülen haber-analizde, "riskin büyük olduğuna" işaret edildi.

Yazıda, "böyle bir durumun hem AB'nin dış politik kredibilitesine ciddi zarar vereceği, hem de Türkiye'nin batıya yaptığı kültürel yürüyüşün kesintiye uğrayabileceği" iddia edildi.

"Kıbrıs'ta bölünmüşlüğe BM'nin çare aradığına" da dikkat çekilen yazıda, "AB'nin uygulamalarının ise durumu zorlaştırdığı" belirtildi.

"Türkiye ile geçen yıl müzakerelere başlayan AB'nin Kıbrıs'ı ise 2004 yılında tam üye olarak birliğe aldığına" işaret edilen yazıda, "bugün AB içindeki pek çok diplomatın Kıbrıs'ın o aşamada Birliğe üye alınmasının, Kıbrıs'ın Türkiye ile yapılan müzakereler üzerinde kazandığı etkiden dolayı hata olduğunu kabul ettiği" kaydedildi.

Bu durumun Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'un Ankara ile yapılan müzakerelerin her noktasında veto tehdidini savurmasıyla da ortaya çıktığı ifade edilen yazıda, Türkiye'nin AB'yi, KKTC'nin politik ve ekonomik izolasyonuna son verilmesine yönelik adım atmamakla suçladığı hatırlatıldı.

Kıbrıs konusunun çözümsüz kalmasının KKTC'yi teknik olarak AB'ye dahil ama pratikte dışında kalan hukuki, teknik ve ekonomik bir "kara delik" halinde bırakacağı belirtilen yazıda, adanın her iki tarafında da çözümün iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona dayalı olması gerektiğine dair bir inanç bulunduğu kaydedildi.

 

16/10/2006

 

***

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=436498

 

 

16/10/2006

 

Tasarı Türk dostu Ermenileri rahatsız etti

 

Fransa meclisinin, sözde Ermeni soykırımın inkârını suç sayan yasa teklifini kabul etmesine Suriye'de yaşayan Ermeniler'den tepki geldi.

 

Tehcir kanunuyla Kahramanmaraş'tan Suriye'ye göç ettirilen bir ailenin çocuğu olan Ermeni Edward Halladcıyan, Fransa meclisinin aldığı kararı siyasi olarak değerlendiriyor. Yusuf İsa isimli bir Türk ile Al Boustan turizm şirketini 15 yıldır işleten Edward Halladcıyan, Fransa'yı Ermeni meselesini siyasi bir koz olarak kullanmakla suçluyor. Masasından Ermenistan bayrağını eksik etmeyen Edward Halladcıyan, duvara ise üzerinde Sultanahmet Camii'nin resmi bulunan bir takvim asmış. Türkiye ile Ermeniler arasındaki sorunların çok geride kaldığına dikkat çeken Halladcıyan, "Biz Suriye'de Türklerle kardeş gibi geçiniyoruz. Ermenilere Türkler tarafından soykırım uygulandığının iddia edilmesine neden olan meseleyi biz çoktan unuttuk. Bu, yüz yıl önceki mesele. Biz Ermeniler, Türklerle bir arada yaşamaya alışmış bir milletiz." diye konuşuyor. Fransa'nın Ermeni meselesini Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmemesi konusunda siyasi bir koz olarak kullandığını düşünen Halladcıyan, "Eğer bu meselenin çözümü isteniyorsa her iki taraf bir araya gelsin ve müzakere ile uzlaşmaya varsınlar." değerlendirmesinde bulunuyor. Bostan Cemiloğlu, Şam, Cihan

 

 

***

http://www.turkiyegazetesi.com/HaberDetay.aspx?haberid=304928

 

YÖK Başkanı Teziç, “Fransız nişanı”nı geri gönderdi

 

16 Ekim 2006 Pazartesi


ANKARA - YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, 2 yıl önce Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın kararıyla kendisine verilen ve Fransa'da en yüksek nişan olarak kabul edilen liyakat nişanını, Fransa'daki yasa teklifinin kabulüne tepki amacıyla Chirac'a yazdığı bir mektupla iade etti. YÖK'ten yapılan açıklamada, Teziç'in, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın kararıyla 17 Eylül 2004 tarihinde kendisine verilen Legion d'Honneur'ün en üst derecelerinden biri olan Commandeur liyakat nişanını Fransa'ya iade ettiği bildirildi. Açıklamada şöyle denildi:
''Fransa Ulusal Meclisi'nin Ermeni soykırımını reddedenlere ceza öngören yasa önerisini kabul etmesine tepki olarak Commandeur nişanının Türkiye'deki tek sahibi olan Teziç, Fransa'daki en yüksek nişan kabul edilen Commandeur nişanını bugün bir mektup eşliğinde Chirac'a gönderdi. 1. Napolyon döneminde başlayan ve dünyada çok az sayıda kişiye verilen bu nişan, ilk defa Fransa'ya iade edilmiş olacak.''

 

 

***

http://www.interturk.nu/tr/News/a.2048.html

 

14.10.2006

 

Lagendijk ‘enişte’ oluyor

 

Milli nikah 28 Ekim'de Pera Palas'ta

Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı üyesi Joost Lagendijk ve NTV muhabiri Nevin Sungur 26 Ekim'de Pera Palas Oteli'nde evleniyor. Nikah töreni saat 15 ile 18 arasında yapılacak. Lagendijk'in AP'den arkadaşlarının katılacağı düğün törenine, Sungur'un ailesi ve arkadaşlarının yanı sıra hükümet yetkililerinin de katılacağı bildirildi.
Türkiye-AP Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkan Lagendijk, Aralık ayında bir televizyon röportajında tanıştığı sonra da aşık olduğu Türk gazeteci Nevin Sungur Yeni Şafak'a yaptığı açıklamada, "Evlendikten sonra Brüksel'de yaşayacağız. Zaten şu an Brüksel'de yaşıyorum. NTV Bürüksel bürosunda gazeteciliğe devam edeceğim. Ailem Yalova'da oturduğu için Türkiye'ye gelip gideceğim. Evlendikten sonra hemen çocuk yapmak konusunda ise henüz bir fikrimiz yok" dedi.

HELİN ŞAHİN / İSTANBUL

 

***

http://www.hurriyet.de/hurriyet/politik/index.php?navi=report&&bericht=3225

 

Avusturya’da Yeşiller üçüncü parti

Avusturya genel seçimlerinde farklı seçim bölgelerinde kullanılan oy pusulalarının sayımı da sonuçlandı.

Avusturya’da 1 Ekimde yapılan genel seçimlerle ilgili kesin sonuçlar belli oldu. Seçim günü kendi seçim bölgesinde olamadığı için bulunduğu yerdeki seçim sandıklarında oy kullanan 257 bin seçmenin oylarının sayım işlemi Pazartesi gece yarısı sona erdi. Yeşiller seçim bölgesi dışında kullanılan oylar sayesinde Ulusal Meclis’te 3. güçlü parti konumuna yükseldi.

Aşırı sağcı Avusturya Özgürlükçüler Partisi(FPÖ) ise 4. sıraya düştü. Avusturya Yeşiller partisi böylece bu seçimlerde tarihinin en büyük seçim zaferini kazandı. Avusturya Ulusal Meclisinde üçüncü meclis başkanı da aşırı ağcı FPÖ yerine Yeşiller’den olacak. Seçim bölgesi dışında kullanılan oyların dağılımı sonucu Avusturya Halk Partisi (ÖVP, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ile arasındaki oy farkını azalttı, ancak SPÖ kılpayı birinci parti kalmayı başardı.

Kesin sonuçlar

Seçim bölgesi dışında kullanılan 257 bin oyun partilere dağılımı şöyle oldu: SPÖ 74 bin 557. ÖVP 93 bin 306. Yeşiller 53 bin 313. FPÖ 20 bin 285. BZÖ 6 bin 811. Diğer oylar ise meclise giremeyen küçük partilere dağıldı.

Seçim bölgesi dışındaki oylarla birlikte partilerin ülke genelinde aldıkları toplam oy sayıları ise şöyle oldu: SPÖ 1 milyon 663 bin 986 oy aldı. Oy oranı 35.34 oldu. ÖVP bir milyon 616 bin 493 oy aldı, oy oranı 34.33 oldu. Böylece Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) 47 bin 493 oy farkıyla kılpayı birinci parti oldu. SPÖ’nün birinci parti olmasında Türk kökenli seçmenler söz sahibi oldu.

Yeşiller 520 bin 130 oy alarak yüzde 11.5 oy oranıyla 3. güçlü parti olurken, aşırı sağcı FPÖ 519 bin 598 oy aldı ve yüzde 11.04 oy oranıyla dördüncü sıraya düştü. Yeşiller aşırı sağcı FPÖ’den 532 oy fazlalığıyla 3. sıraya oturdu. İkinci aşırı sağcı parti Avusturya’nın Geleceği için Birlik (BZÖ) ise seçim bölgesi dışında kullanılan oy dağılımı sonucu bir sandalye kaybetti.

Sandalye dağılımı

183 sandalyeli Avusturya Ulusal Meclisinde sandalye dağılımı ise şöyle: SPÖ: 68, ÖVP: 66, Yeşiller: 21, FPÖ: 21, BZÖ: 21.
3. sıraya oturan Yeşiller seçim sonuçlarını yeniden kutladı. Yeşiller sözcüsü Michaela Sburny aşırı sağcı yabancı düşmanı FPÖ gibi bir partininin mi, yoksa Yeşiller gibi dünyaya açık, modern bir partinin mi üçüncü güçlü parti olmasının büyük bir fark olduğunu vurguladı. Avusturya’da SPÖ ile ÖVP arasında büyük koalisyon hükümeti kurulması bekleniyor.

Türk adaylar kazanamadı

Avusturya’da kesin seçim sonuçlarına göre Türk kökenli adaylar Ulusal Meclis’e seçilemedi. SPÖ’den Viyana bölgesinde 7. sıradan aday olan Nurten Yılmaz’ın bölgesinden 5 SPÖ adayı meclise seçildi. Yeşiller’den Alev Korun Federal listeden 23. sıradan aday oldu, ancak Yeşiller meclise 21 milletvekili soktu. Seçimlerde büyük oy kaybına uğrayan Halk Partisinden (ÖVP) aday olan Şirvan Ekici de seçilme şansı bulamadı.

Celal ÖZCAN / MÜNİH

 

***

 

-YUNANİSTAN'DA YEREL SEÇİMLER
-OY SAYMA İŞLEMİ SÜRÜYOR
-YUNAN TELEVİZYONLARI: ''YDP YARIŞI ÖNDE GÖTÜRÜYOR''

ATİNA (A.A) - 16.10.2006 - Yunanistan'da yapılan yerel seçimlerin ilk
turunda, iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi'nin (YDP) yarışı önde götürdüğü
bildirildi.
Belediye başkanları, bölge ve il valileri, belediye ve il meclisi üyelerinin
belirlendiği seçimlerde, sandıkların kapatıldığı saat 19.00'dan bu yana seçim
bölgesinin büyüklüğüne göre, oyların ortalama yüzde 5 ila 20'si sayıldı.
Atina Belediye Başkanlığı seçimlerinde, oyların sayılan yaklaşık yüzde
20'sine göre YDP adayı Nikitas Kaklamanis, oyların yüzde 46.53'sini alarak ilk
turda seçilme barajı olan yüzde 42'yi aştı.
Selanik Belediye Başkanlığı seçimlerinde ise oyların yaklaşık yüzde 7'si
sayıldı ve 2 dönemdir bu görevi yürüten Vasilis Papayorgopulos, yüzde 43.11
oranında oy aldı.
Atina ve Pire'yi kapsayan bölge valiliği seçiminde ise oyların yaklaşık
yüzde 12'si sayıldı. Görevdeki bölge Valisi PASOK adayı Fofi Yenimata, bu oyların
yüzde 41.55'ini almayı başardı.
Drama-Kavala-İskeçe Bölge Valiliği'ne PASOK tarafından aday gösterilen Batı
Trakya Türk Azınlığı mensubu Gülbeyaz Karahasan ise yaklaşık yüzde 15'i sayılan
oyların yüzde 32.50'sini alarak, yüzde 55.96 oranında oy alan YDP adayı Kostas
Tacis'in gerisinde kaldı.
Bu arada Yunan televizyonları, kendi yaptıkları değerlendirmelere dayanarak,
YDP'nin seçim yarışını anamuhalefet partisi PASOK'un yaklaşık 2.5 puan önünde
bitirmesinin beklendiğini duyurdular.
YDP'nin Atina ve Selanik Belediye Başkanlıklarını yeniden kazanmasının,
PASOK'un ise Atina-Pire Bölge Valiliği'ni elinde tutmasının beklendiği yorumunu
da yapan televizyonlar, YDP'nin 1998 ve 2002 yerel seçimlerinde de PASOK'a
üstünlük sağladığını hatırlattılar.
Gayrıresmi sonuçları yarın açıklanması beklenen yerel seçimlerin 2. turu,
ilk turda hiçbir adayın geçerli oyların yüzde 42'sini alamadığı seçim
bölgelerinde 22 Ekim Pazar günü yapılacak.
Yerel seçimlerin 2. turunun tamamlanmasının ardından, 3 bölge valisi, 54 il
valisi, 914 belediye başkanı ve 120 nahiye başkanı ile belediye ve il meclis
üyeleri belirlenmiş olacak.
(AÇ-OK-İN)

 

***

http://www.hurriyet.de/hurriyet/politik/index.php?navi=report&&bericht=3233

 

Almanca'ya evet yasağa hayır

Almanya'nın Dietzenbach kasabasındaki anaokullarında sadece Almanca konuşulması, Alman bayrağı asılması kararı Hürriyet'in düzenlediği panelde ele alındı. Konuşmacılar "Almanca'ya evet, yasağa hayır" diyerek karara tepki gösterdiler.


Almanya'nın Dietzenbach kasabası belediye meclisinde, kasabadaki anaokullarında Almanca dışında başka dil konuşulmaması, duvara Cumhurbaşkanı Horst Köhler ile Alman bayrağının asılması kararlaştırılan Dietzenbach'ta Hürriyet Gazetesi'nin düzenlediği açık oturumda halk uygulamaya tepki gösterdi.

Dietzenbach DİTİB Fatih Camii'nde biraraya gelen vatandaşlarımız anadil kararını onaylayan CDU'lu Helmut Butterweck ile BfD (Bürger für Dietzenbach) partili Günther Weller'i eleştiri yağmuruna tuttular. Söz alan Türkler "Çocuklarımızın Türkçe konuşmasını neden engellemek istiyorsunuz. Onlar anaokullarında zaten sadece Almanca konuşuyorlar. Almanca öğrenilmesini destekliyoruz ancak yasağa karşıyız" dediler. Butterweck ile Weller ise "Bu Türk diline uygulanan bir yasak değildir. Çocukların daha iyi Almanca konuşması içindir" diye yaptıkları çalışmayı savundular.

Uyum yasakla olmaz

Konuşmacılar arasında bulunan Sosyal Demokrat Parti (SPD) Dietzenbach teşkilatından Peter Gussmann ise "Yasakla uyum olmaz" diyerek minik yaşta çocuklara anadillerini konuşmayı yasaklamanın uyuma zarar vereceğini savundu. Gussmann, "Alınan karar korkunçtur. İleriye değil geriye adım atmamızını sağlar. Üstelik Cumhurbaşkanı Köhler ve Alman bayrağının yeri anaokulu değildir" diye konuştu.

Yeşiller Partisi Dietzenbach Belediye Meclisi üyesi Vecih Yaşaner de anadil yasağını sert bir şekilde eleştirenler arasında yer alırken "Nasıl söylerseniz söyleyin. Sonuç değişmez. Eğer sadece Almanca'nın konuşulmasına izin var diyorsanız bu çocukların Türkçe konuşmasının yasak olduğu anlamına gelir" dedi.

Bayrakla sorunumuz yok

Çocukların yasaklar değil özgürlük içinde yetişmesi gerektiğini savunan Yaşaner "Cuhmurbaşkanı Köhler'in resmini asmak yerine onun söylediklerini yapalım. Köhler, anaokullarına daha fazla yatırım yapılması gerektiğini söyledi" dedi. Anaokuluna Alman bayrağı asma zorunluluğuna da değinen Yaşaner "Buradaki Türklerin Alman bayrağı ile bir sorunu yoktur. Dünya kupasında Türkler Alman bayrağı ile sevindiler. Asıl Almanlar kendi bayrakları ile barışık değil. Buna ramen bayrak asılmasını başkalarına zorunlu kılıyorlar. Burada yapılan şov Dietzenbach'a zarar veriyor" diye konuştu.

NPD sizi örnek aldı

SPD Frankfurt Belediye Meclisi üyesi Turgut Yüksel ise geçmişte yapılan hataların ve bundan dolayı meydana gelen sorunların duvarlara asılan sembollerle ortadan kaldırılımayacağını söyledi. Yüksel "Aşırı sağcı NPD partisi sizi örnek alarak benzer bir önergeyi Frankfurt Belediye Meclisi'ne sundu" dedi. Dietzenbach Yabancılar Meclisi Başkanı Cengiz Hendek Dietzenbach DİTİB Fatih Camii'nde asılı olan Alman bayrağını göstererek "Buradaki Türkler bir zorunluluk olmadan da Alman bayrağını asıyorlar. Türklerin kendi kültür ve köklerinden kopartılmalarına izin veremeyiz" diye konuştu.

Ahmet ATAK - Hasan AYCI / FRANKFURT



LISTEDEN CIKMAK ICIN:
Mesaj aldiginiz eposta hesabinizdan grassroots-cikis@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

LISTEYE GIRMEK ICIN:
Mesaj almak istediginiz eposta hesabinizdan grassroots-giris@turkishforum.org adresine ici bos bir mesaj gondermeniz yeterli olacaktir.

Yorum, Fikir, Haberlerinizi bize iletebilirsiniz.
TurkishForum Projelerine Maddi Destek Vermek Cok Kolay!
TurkDB ucretsiz kaydinizi yaptirdinizmi?

    TURKISH FORUMA CALISMALARI ICIN DESTEK VERINIZ
  • OZEL serverlerini ve internet hatlarini bilgi iletimi icin acik tutan
  • Turkiyemize dis politakasinda TOPYEKUN DESTEK VERMEMIZI SAGLIYAN,
  • Turkiye Disindaki Turk Toplumlarina sistemli olarak destek veren,
  • Tum Turk Kuruluslari ile Turkiye ve Turk Halki icin beraber calisan,
  • Dunya Turk Toplumundan gelen bir itmeden dogan TEK KURULUSDUR.
You are not authorized to post a reply.



ActiveForums 3.7
Discussion Board Rules / Forum Kurallari Maximize

Home / AnaSayfa ATA Shop
Copyright 2005 ATA Houston Terms Of Use Privacy Statement