İÇİNDEKİLER:
§ Önce Cezayir soykırımını tanı
§ Cezayir'den Fransa'ya: Kendi soykırımına bak
§ 'Cezayir'e de aynı hakkı ver'
§ Cezayir de Paris'e öfkeli
§ ‘Soykırım yasası kabul edilirse Fransa’da 5’inci cumhuriyetin sonu olur’
§ Tahsin Yücel’den Fransa’ya tepki- Muammer ELVEREN / PARİS
§ Soruşturuyorlar - Zeynel LÜLE / BRÜKSEL
§ Belçika’da Hürriyet’e dolaylı sansür
§ Belçika’da Türk adaylar başarılı
§ "Soykırım şimdi konuşulmalı"
§ Hollanda'da seçim boykot edilmiyor
§ Danimarka'ya boykot
§ Vorkink Avrupa’yı uyardı: AB hata yapmasın
***
http://www.bugun.com.tr/haberler/091006/p15792.asp
Önce Cezayir soykırımını tanı
Fransa’nın Türkiye’nin “Ermeni soykırımı"nı tanımadaki ısrarı, Cezayir’de büyük tepki yarattı. Cezayir basını Chirac'ı kraldan çok kralcı olmakla suçlayarak, tarihi çarpıttıklarını kaydetti.
Fransa’nın ‘Cezayir soykırımı’nı tarihçilere havale ederek tanımayı reddetmesi ve çifte standart uygulaması tepkilere neden oluyor. Cezayir basını, Fransa’yı tarihi çarptırmakla suçlarken eskiden 100 bin olarak verilen Ermeni kurbanların sayısının 1.5 milyona çıkarıldığına dikkat çekti. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın ‘Ermeni Soykırımı’nın tanınmasının AB üyeliği için kriter olduğu yolundaki açıklamasının ardından Fransa Ulusal Meclisi’nin Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa tasarısını gündeme alması Cezayir’de de tepkiyle karşılandı.
KRALDAN ÇOK KRALCI
Cezayir’de Fransızca yayınlanan L’Expression gazetesi, Tarık Ramzi imzalı yazısında Jacques Chirac’ın Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanınmasını isterken aynı hakkı Cezayir’e vermeyi reddettiğini belirtti. Chirac’ın Ermenistan ziyareti sırasında Türkiye’nin soykırımı tanımasını AB üyeliği için kriter haline getirdiğine dikkat çekilen yazıda, Chirac’ın “kraldan çok kralçı" gibi davrandığını, Brüksel’in böyle bir koşulu öne sürmediğini kaydetti. Gazete, Chirac’ın tarihi yeniden yazarak çifte standart uyguladığını belirterek “Sanki, Türkiye için geçerli olan, Fransa için geçerli değilmiş” diye yazdı.
İLK SUÇLU BEN OLACAĞIM
Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifinin görüşüleceği gün Paris'e gideceğini belirterek, ''Onların tabiriyle 'ilk suçlu' olmak üzere gidiyorum. Açık açık 'Ermeni soykırım iddialarını reddediyorum' diyeceğim'' dedi. Çağlayan, AB ülkelerinin ''iki yüzlü tavırlar'' gösterdiğini ve bunu lanetlediğini söyledi.
***
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=55106,5
Cezayir'den Fransa'ya: Kendi soykırımına bak
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın sözde Ermeni soykırımının tanınması AB üyeliği için kriter olduğu yolundaki açıklamasının ardından Fransa Ulusal Meclisi'nin sözde Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa tasarısının gündeme alması, Cezayir'de de tepki ile karşılandı. Cezayir'de Fransızca yayınlanan L'Expression gazetesi, Cezayir'deki katliamları soykırım olarak tanımayı reddeden Fransa'yı çifte standart uygulamakla suçladı. Cezayir basını, Fransa'yı tarihi çarptırmakla suçlarken eskiden 100 bin olarak verilen Ermeni kurbanların sayısının 1.5 milyona çıkarıldığına dikkat çekti.
Gazete, Chirac'ın 'kraldan çok kralcı' gibi davrandığını, Brüksel'in böyle bir koşulu öne sürmediğini kaydetti. Chirac'ın Türkiye'den 'yanlışları'nı kabul ederek büyük bir ülke olduğunu göstermesini isterken aynı çağrıyı kendi ülkesine yapmadığının altı çizildi.
---------
Paris'ten çıt yok
FransIz Parlamentosunda perşembe günü oylanacak olan Ermeni soykırımı yasa teklifi nedeniyle Türkiye ile Fransa arasındaki ipler giderek geriliyor. Başta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı ile birçok çevre tarafından uyarılan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Fransız Hükümeti 'sessizliğini' sürdürüyor. Fransız medyası ise İnkar Yasa teklifi ile ilgili olarak Erdoğan'ın İstanbul'da Fransız işadamlarıyla yaptığı görüşmeleri ise 'destek arayışı' olarak yorumladı.
Emin VAROL/PARİS
09.10.2006
***
http://www.milliyet.com.tr/2006/10/09/siyaset/siy08.html
'Cezayir'e de aynı hakkı ver'
Fransa Ulusal Meclisi'nde 12 Ekim'de görüşülecek "Ermeni soykırımının inkârını suç sayan" yasa tasarısı Cezayir'de de tepkiyle karşılandı.
Cezayir'de Fransızca yayımlanan L'Expression gazetesinde Tarık Ramzi imzasıyla yer alan yazıda, "Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Türkiye'nin Ermeni soykırımını tanınmasını isterken, aynı hakkı Cezayir'e vermeyi reddediyor" denildi. Chirac'ın soykırımı tanımayı AB üyeliği için kriter haline getirdiğine dikkat çekilen yazıda, Fransa Cumhurbaşkanı'nın "kraldan daha kralcı" gibi davrandığı, Brüksel'in böyle bir koşulu öne sürmediği belirtildi.
***
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=201037&tarih=09/10/2006
Cezayir de Paris'e öfkeli
09/10/2006
ANKA - CEZAYİR - Fransa, 'Ermeni soykırımının' inkârını suç sayan yasa çıkarmaya hazırlanırken, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın konuyu Türkiye'nin AB üyeliği öncesi şart kılması Cezayir'den tepki gördü. Cezayir basını Paris'in 'Cezayir soykırımını' tanımayı reddedip tarihçilere havale ettiğini anımsatarak çifte standartla suçladı. L'Expression, Chirac'ın 'kraldan fazla kralcı' olduğu yorumu yaparken, eskiden 100 bin verilen Ermeni kurbanların sayısının 1.5 milyona çıkarıldığına dikkat çekti.
***
http://www.zaman.com.tr/?hn=357347&bl=ekonomi&trh=20061009
09.10.2006
‘Soykırım yasası kabul edilirse Fransa’da 5’inci cumhuriyetin sonu olur’
Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, sözde Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılmasını öngören yasa teklifinin görüşüleceği 12 Ekim’de Paris’e giderek tasarıyı protesto edecek.
Paris Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’ndan, oylamanın yapılacağı gün için randevu istediklerini belirten Çağlayan, “Onların tabiriyle ‘ilk suçlu’ olmak üzere gidiyorum. Açık açık ‘Ermeni soykırımı iddialarını reddediyorum’ diyeceğim.” şeklinde konuştu. Çağlayan, Fransa başta olmak üzere AB ülkelerinin ‘ikiyüzlü tavırlar’ gösterdiğini ifade ederek, bunu lanetlediğini söyledi. Çağlayan, “Bu ikiyüzlü tavırlara karşı devletimizin, tüm milletimizin, kişi ve kuruluşların, bu ahlak ve akıl dışı ve pervasızca girişime hak ettiği şekliyle cevap vermesini diliyorum.” görüşünü dile getirdi.
Zafer Çağlayan, teklifin yasalaşması halinde Fransa’da 5. cumhuriyetin son bulacağını, ‘düşünce özgürlüğüne tahammül edemeyen eski, çağ dışı, insan haklarını hiçe sayan 6. cumhuriyetin’ temellerinin atılmış olacağını kaydetti. “Bir taraftan kalkıp 6 milyar dolarlık mal satacaksın, gelip Türkiye’nin imkanlarını en iyi şekilde kullanacaksın, bunun karşılığında elini öpmen gereken Türk milletine ve Fransa’da bulunan herkese olmayan bir soykırımı reddetme hakkını yasaklayacaksın.” diyen Çağlayan, yıllık yaklaşık 3 milyar dolar ihracatı bulunan 3 bin 200 ASO üyesi sanayiciye mektup göndererek, Paris Ticaret ve Sanayi Odası’na hitaben birer kınama mektubu yollamalarını isteyeceklerini bildirdi. Çağlayan, ayrıca hükümetin hemen tüm Fransızların Türkiye’ye girişlerinde, Fransa’nın Türklere uyguladığı şekliyle vize uygulamasını istedi.
Ankara, Zaman
***
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5222636.asp
9 Ekim 2006
Tahsin Yücel’den Fransa’ya tepki
Muammer ELVEREN / PARİS
Fransa Meclisi gündemindeki soykırımı inkar yasa tasarısına Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Tahsin Yücel’den de tepki geldi.
Fransızca’ya çevrilen ve Editions Du Rocher Yayınevi tarafından yayınlanan "Peygamberin Son 5 Günü" adlı kitabının Paris’te düzenlenen imza gününde Yücel, "AB için çok fazla ödün veriyoruz" dedi. Fransız dili ve edebiyatı ve göstergebilim uzmanı Yücel için Paris Kültür Müşaviri Serpil Varol tarafından düzenlenen davete Paris Büyükelçimiz Osman Korütürk ile Türk ve Fransız davetliler katıldı. Tahsin Yücel, Ermeni soykırımı tasarısı konusundaki soruları cevaplarken şunları söyledi: "Bunlar Türkiye’yi bilmiyorlar ve tanımıyorlar. Politikacılar, bile bile de yanlış yapıyorlar ve yanlış şeyler söylüyorlar. Biz AB’nin isteyebileceği her şeyi zaten Çiller döneminde imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasıyla verdik. İstekleri bir türlü bitmek bilmiyor. Kanıma göre AB için çok fazla ödün veriyoruz."
***
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5222633.asp?gid=51
9 Ekim 2006
Soruşturuyorlar
Zeynel LÜLE / BRÜKSEL
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Fransa’da 12 Ekim’de oylanacak olan "Ermeni soykırımı inkarın suç sayılmasını" öngören yasa tasarısına karşı çıktı ve "Bu durum bizim Türkiye’ye karşı inandırıcılığımızı bitirir" dedi.
İnandırıcılığımız kalmaz
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu’nun Hollandalı eşbaşkanı Lagendijk, bir yandan 301’in kaldırılmasını isterken diğer yandan Fransa ve Hollanda’daki sözde soykırımla ilgili girişimlerin, AB’nin Türkiye’ye karşı inandırıcılığını ve güvenilirliğini ortadan kaldıracağını söyledi.
Özgürlüklere saygısızlar
Fransa’nın soykırımı inkar yasa tasarısı ile Hollanda’nın Türk kökenli milletvekili adaylarına "soykırımı tanıyın" baskısı yapmasını Hürriyet’e değerlendiren Lagendijk, "İfade özgürlüğüne saygıları yok. Bu, insanları susturmak anlamına gelir. Fransa ve ülkemdeki durum kaygı verici" dedi.
AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Fransa’da 12 Ekim’de oylanacak olan "Ermeni soykırımı inkarın suç sayılmasını" öngören yasa tasarısına karşı çıktı ve "Bu durum bizim Türkiye’ye karşı inandırıcılığımızı bitirir" dedi. Bu tür girişimleri, "Avrupa’nın Türk halkı üzerindeki inandırıcılık ve güvenilirliğine büyük bir darbe" olarak nitelendiren Lagendijk, "Açıkça belirteyim, hem Fransa hem de Hollanda şu anda ifade özgürlüğüne saygı göstermiyor. Bu, insanların susturulması anlamına geliyor" dedi.
Türkiye’de düşünce özgürlüğüne karşı verilen mücadeleyi sürdürürken, diğer yandan gerek Fransa’da gerekse Hollanda’da yaşanan gelişmeleri, "son derece kaygı verici" olarak nitelendiren Lagendijk şöyle konuştu: "Ermeni soykırımını inkar etmenin suç sayılması, bu meseleyi tartışmayı engelleyici bir girişimdir ve son derece sakıncalıdır. Eğer Türkiye’ye karşı inandırıcı olmak istiyorsak, bu tür düşünce özgürlüğünü kısıtlayıcılıktan uzak durmamız gerekir. Bu girişime karşıyım. Ayrıca, politikacılar hiçbir zaman tarihçilerin tartışmasını yasaklamamalı ve sınırlamamalı."
Joost Lagendijk ayrıca ülkesi Hollanda’da Türk siyasetçilerin "inkarcı" suçlamalarıyla aday listelerden çıkartılması konusuna da değindi ve bu durumu "kaygı verici" olarak niteledi. Lagendijk ülkesinde "ayrımcılık" yapıldığı görüşünü öne sürdü ve şöyle konuştu: "Ülkemdeki Türk adayların listelerden çıkartılması ile ilgili gelişme son derece kaygı verici. Bu mesele dikkat edilirse, sadece Türk kökenli adaylara yöneltiliyor. Niçin aynı soru, bana veya meslektaşım Camiel Eurlings’e sorulmuyor. Belki bu konuda biz de farklı düşünüyoruz. İşte beni düşündüren durum bu".
301 koz verİyor
Lagendijk, 301’inci maddenin neden kaldırılması yönünde çaba gösterdiğini de izah etti. Bu maddenin Türkiye’de aşırı milliyetçi kesimler ve bazı savcılar tarafından "kötüye kullanıldığını" belirten Lagendijk şöyle konuştu: "Avrupa’da oluşan yaygın görüş, Türkiye’de eleştirel konuşanların savcı önüne çıkacağı ve mahkum olacağı yönündedir. Üstelik bu durum Avrupa’da, Türkiye’nin üyeliğine karşı olanların eline koz veriyor. Benim gibi Türkiye’nin üyeliği için çaba gösterenlerin elinden de kozları alıyor. Hükümetin bir kısmı uygulamayı görelim diyordu. Gösterdi ki bu madde kanun yapıcının istemediği istikamette kullanılıyor. Zaman geçirmeden madde değiştirilmeli".
Kendi ülkesinden şikayetçi
301’e karşı çıkış ile soykırım baskılarının çeliştiğini söyleyen Lagendijk, kendi ülkesi Hollanda’da Türk siyasetçilerin Ermeni soykırımını tanımadıkları gerekçesiyle aday listelerinden çıkarılmasını şöyle eleştirdi: "Bu mesele sadece Türk kökenli adaylara yöneltiliyor. Niçin aynı soru, bana veya meslektaşım Camiel Eurlings’e sorulmuyor. Belki bu konuda biz de farklı düşünüyoruz. İşte beni düşündüren durum bu".
***
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/5222635.asp
9 Ekim 2006
Belçika’da Hürriyet’e dolaylı sansür
Belçika’da "soykırımı inkar" yasa tasarısı sunan MR partisi, Türk kökenli seçmeni bu parti konusunda uyaran yazının yer aldığı Hürriyet Avrupa baskılarının tamamını alarak bir çeşit sansür uyguladı. Bu olay dünkü yerel seçimden bir gün önce, cumartesi günü meydana geldi.
BELÇİKA’da Ermeni bayraktarlığını yapan MR’ye (Reformist Hareket) oy verilmemesi çağrısı yapan yazının yer aldığı Hürriyet Avrupa baskısının tamamı, MR’ciler tarafından satın alınarak yazının okunması engellendi. Dünkü yerel seçimler öncesinde Hürriyet, dolaylı sansüre uğradı. MR’nin, Ermeni soykırımı iddialarını inkar etmeyi suç sayan yasa tasarısı sunması ve MR yöneticilerinin, bu partide siyaset yapan Türk kökenli adaylara baskı kurmasını gündeme getiren Hürriyet yazarı Zeynel Lüle, Türklere çağrı yapmış ve bu tavrından dolayı seçimlerde MR’nin "bedel" ödemesi gerektiğini belirterek bu partiye oy verilmemesini talep etmişti.
7 Ekim’de yayınlanan bu yazıyı gören MR’nin Türk kökenli adayları, gazete bayilerindeki Hürriyet’in tamamını satın alarak yazının okunmaması için çaba gösterdiler. Hürriyet bürosuna ulaşan vatandaşlar, yazının "dolaylı olarak" MR’ciler tarafından "imha" edildiğini belirttiler.
***
http://www.interturk.nu/tr/News/a.1998.html
09.10.2006
Belçika’da Türk adaylar başarılı
Belçika’da bugün yapılan yerel seçimlerin resmi olmayan ilk sonuçlarına göre ülkenin Flaman kesiminde aşırı sağcı Vlaams Belang partisi oy oranını önemli ölçüde artırdı.
Oylarını 2000 seçimlerine oranla yüzde 6 ila 10 artıran, bazı belediyelerde birinci parti konumuna gelen Vlaams Belang’ın çeşitli bölgelerde, yüzde 35'in üzerinde oy topladığı gözlemleniyor.
İlk sonuçlar, Brüksel bölgesinde ve Valonya’da Hıristiyan Demokrat Parti’nin (CDH) oy oranında büyük artış olduğunu gösteriyor. CDH, liberal ve sosyalist koalisyonunun iktidarda olduğu federal yönetimde muhalefette bulunuyor.
Flaman bölgesinde de Hıristiyan Demokrat Parti’nin (CDH) oy oranını artırdığı, Başbakan Guy Verhofstadt?’ın partisi olan Liberal Parti?nin (VLD) oy kaybettiği belirtiliyor.
Brüksel’de, Türklerin yoğun bulunduğu Schaerbeek belediyesinde liberal parti (MR-FDF) yönetimindeki listenin oy oranını artırdığı ancak tek başına yönetimde kalamayacağı görülüyor. Belediyede, Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı Laurette Onkelinx liderliğindeki sosyalistlerin ve CDH’ın da oy oranlarını yükselttiği gözlemleniyor.
Brüksel’in en büyük belediyelerinden biri olan Schaerbeek’te, eski bir polis memuru olan Johan Demol yönetimindeki aşırı sağcı listenin 2000’de yapılan seçim sonuçlarına oranla oy kaybettiği ve belediye meclisindeki koltuklardan birini elde edeceği bildiriliyor.
Schaerbeek’te Belediye Başkanı Bernard Clerfayt’ın listesinin toplam 47 koltuktan 22’sini elde etmesi, sosyalistlerin 13, hıristiyan demokratların 5, yeşillerin 6 koltuk almaları bekleniyor.
Brüksel’de Türklerin yoğun bulunduğu bir başka belediye olan Saint Josse’ta yönetimde olan sosyalistler iktidarda kalıyor. Bu belediyede sosyalist adaylar arasında bulunan Türk asıllı Devlet Bakanı Emir Kır’ın yüksek oranda tercih oyu aldığı ve aynı partideki Belediye Başkanı Jean Demannez’i geride bırakarak, güç duruma düşürdüğü bildiriliyor.
Seçimlere katılan 100 kadar Türk asıllı aday arasında çok sayıda politikacının tercih oylarıyla seçildikleri ve belediye meclislerine girdikleri bildiriliyor.
Flaman bölgesindeki Genk Belediyesi’nde Hıristiyan Demokrat Parti (CDV) üyesi Ali Çağlar’ın 3 binden fazla tercih oyuyla seçilenler arasında yer bulduğu belirtiliyor.
Yerel seçimlerin resmi sonuçlarının bugün açıklanması bekleniyor.
BRÜKSEL (A.A)
***
http://www.hurriyet.de/hurriyet/politik/index.php?navi=report&&bericht=3202
"Soykırım şimdi konuşulmalı"
Hollanda merkez sağ partisi CDA’nın (Hıristiyan Demokratlar Birliği) milletvekili Coşkun Çörüz, Ermenilerin soykırım iddialarını ülkede yaşayan Türklere tartıştırmak istediğini söyledi.
Çörüz, Trouw gazetesine verdiği röportajda, hedefinin CU’nun (Hıristiyan Birlik) 2004 yılında mecliste oy birliği ile kabul edilen "Hükümetten, Türkiye ile ilişkilerde Ermeni soykırımının kabul edilmesi konusunu sürekli ve özellikle gündeme getirmesi istenmekte" şeklindeki önergenin toplumsal kabulünü sağlamak olduğunu belirtti.
CDA milletvekili Coşkun Çörüz, "Hükümet önergeyi kabul etti. Şu ana kadar siyaset örtüsü üzerinde meşguldük. Artık tabana doğru bir tercüme yapılmalı" ifadesinde bulundu ve Hollanda’daki Türk toplumunun soykırım önergesini "içine sindirmesi" gerektiği görüşünü savundu.
CU’nun (Hıristiyan Birlik) önergesini sert tepki gösteren gruplar karşısında da savunmaya hazır olduğunu belirten Çörüz, namus cinayetleri gibi tabular konusunda daha önce yapılan tartışmalara işaret ederek, "O zaman da bir sürü tabular ve inkar şekilleri ile karşılaşılmıştı. Din karşı olduğu için namus cinayetlerinin olmadığı söyleniyordu. Ama elbette oluyordu. Din suçlanıyormuş gibi görülebileceğinden camileri bu tartışmaların içine çekmek zordu. Bazen uzun sürebilir ama bir bakarsınız bir şey birden ajandada yer almıştır" görüşünü ortaya koydu.
Coşkun Çörüz, Hollanda’da namus cinayetlerine ilişkin yapılan tartışmalarla ilgili olarak hazırlanan Eylem Planı’na da vurgu yaparak, soykırım konusunu hem Türkler ile Ermeniler arasında hem de Türk toplumu içinde tartışılmasını istediğini belirti. Çörüz: "Hedef, 2004’teki önergenin toplumsal kabulü" dedi.
Ünal ÖZTÜRK / AMSTERDAM
***
http://www.milliyet.com.tr/2006/10/09/siyaset/siy07.html
Hollanda'da seçim boykot edilmiyor
Hollanda'daki Türk dernek ve kuruluşları, genel seçimler öncesinde, siyasi partilerden Türk kökenli adayların atılmasını şiddetle kınadıklarını bildirerek, bu gelişmelere karşı ortak tavır alınmasını ve seçimlerin kesinlikle boykot edilmemesini benimsedi.
Ülkede faaliyet gösteren bütün Türk dernek ve kuruluş temsilcileri, dün Rotterdam'da bir araya gelerek, Ermenilere soykırım yapıldığı gerekçesiyle, Türk kökenli adaylar üzerinde yürütülen baskıları ve Türk toplumunun genel seçimlerde izleyebileceği yöntemi değerlendirdi. Sonuç bildirisinde, 22 Kasım'da yapılacak seçimlerin boykot edilmeyeceği, herkesin sandık başına gitmesi gerektiği ve bağımsız iradesiyle oy kullanmasının istendiği ifade edildi.
***
http://www.sabah.com.tr/dun110.html
Danimarka'ya boykot
İKÖ 'Hz Muhammed'e hakaret yarışması' nedeniyle Danimarka'dan resmi özür istedi. Müslüman Kardeşler boykot çağrısı yaptı. Krizi çıkaran partinin başkanı ise ilginç bir açıklamada bulundu: 'Alkolü biraz kaçırınca gençler böyle bir delilik yapmış.
Yine Danimarka, yine İslam'la kriz... Halk Partisi'nin gençlik kollarının "Hz. Muhammed'e hakaret yarışması" düzenlediği görüntüleriyle ortaya çıkınca tepkiler bir yıl önceki karikatür krizini anımsattı. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) hakaret yarışmasını kınadı, Danimarka hükümetinden resmi özür istedi. Arab News gazetesine ismini vermeden konuşan bir kaynak "Özür dilenmezse tehlikeli sonuçlar doğabilir" dedi. Ancak gençlik kolları krize yol açan Danimarka Halk Partisi'nin Başkanı Pia Kjarsgaard, olayın geçtiği toplantının basına kapalı olduğunu söyleyip görüntüleri yayımlayan basını eliştirdi.
'ÖLÜM CEZASI GEREKTİRİR'
Olaya da 'açıklama' yaptı: "Alkolü fazla kaçırınca gençlek böyle bir delilik yapmış. Protestoları kabul etmiyoruk. Kendi ülkemizde ne yapacağımıza onlar mı karar verecek..." Mısırlı radikal grup Müslüman Kardeşler "Danimarka mallarını yeniden boykot edelim" çağrısında bulundu. Endonezya Mücahitler Konseyi Sözcüsü Fausan El Ansari ise "İslam'da görsel veya sözel olarak Hz. Muhammed'e hakaret ölüm cezası gerektirir. Suçu işleyen tövbe edip af dilerse bundan vazgeçilebilir" dedi. Endonezya Ulema Konseyi Başkanı "Bir ülke vatandaşının yaptığından devleti sorumludur" dedi. Ürdün Din İşleri Bakanı Abdel Fattah Salah "İslam'a yönelik bu hakaretler sona erdirilmeli" dedi.
Sadi TEKELİOĞLU/KOPENHAG
***
http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=304106
09 Ekim 2006
Vorkink Avrupa’yı uyardı: AB hata yapmasın
> Büyümede Avrupa’yı geçecekler
DÜNYA Bankası Türkiye Direktörü Vorkink, önce Türk ekonomisini övdü, ardından AB’yi uyararak, üye olmaya hazırlanan Romanya ve Bulgaristan’a göre Türkiye’nin daha güçlü bir ekonomik altyapıya, idari kapasiteye ve daha fonksiyonel adli sisteme sahip olduğunu söyledi. Vorkink, “10 yıl içinde, AB’nin üç katı oranında ekonomik büyümeyi yakalayacak olan Türkiye, sosyal güvenlik dengesini kurmuş, eğitimli iş gücüne sahip, güçlü ve rekabetçi bir ülke haline gelecek” dedi.
> Belki onlar sizi istemeyecekler
VORKİNK, şöyle devam etti: “Bu süreç sonunda Türkiye AB’ye tam üye olmasa bile küresel bir güç olacak. O zaman da onlar AB’ye girmekte fazla istekli olmayacak. Türkiye sadece Bulgaristan ve Romanya değil AB üyesi bazı ülkelerden de iyi durumda... Ancak, imajından dolayı AB içinde yeterli destek bulamıyor. Şuna inanıyorum ki, Türkiye ekonomik ve sosyal alanda kaydedeceği önemli gelişmelerle bu imajını değiştirecek ve AB’yi bir defa daha yanıltacaktır.”
ANKARA- Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andew Vorkink, Türkiye’nin “yükselen küresel güç” olduğunu söyledi. Avrupa Birliği’ne uyarıda bulunan Vorkink, Türkiye’nin aday ülkelerden daha iyi bir durumda olduğunu söyledi. Vorkink, Türkiye’nin reform sürecini sürdürmesi halinde 10 yıl içinde AB’nin 10 katı büyüyeceğini belirterek, “Sosyal güvenlik dengesini kurmuş, eğitimli işgücüne sahip, güçlü ve rekabetçi bir ülke haline gelecek. Bu süreç sonunda Türkiye AB’ye tam üye olmasa bile küresel bir güç olacak. Zaten böyle bir durumda da, Türkiye’nin AB’yi istemesinden daha çok AB Türkiye’yi isteyecek” dedi.
Ekonomi yolunda
IMF’nin Türkiye’nin kotasını, Çin, Güney Kore ve Meksika ile birlikte artırmasının, Türkiye’nin elit bir ülke haline geldiğini gösterdiğini söyleyen Vorkink, “IMF, birçok yükselen piyasa içinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sadece dört ülkenin kotasını artırıyor. IMF, kota payını artırarak Türkiye’nin, ‘yükselen bir küresel güç’ olduğunu teyit etti” şeklinde konuştu. Türkiye’ye gelen kısa vadeli sermaye oranının (sıcak para) azaldığını, bunun aksine doğrudan yabancı sermaye artışının hızlandığını ifade eden Vorkink, “Bu da gösteriyor ki yatırımcılar Türkiye’ye uzun vadeli bakıyor” diye konuştu. Uluslararası Yatırım Danışma Konseyi toplantısı için İstanbul’a gelen yatırıcıların “Biz Türkiye’ye uzun vadeli yatırım yapmaya devam edeceğiz” dediğine de dikkat çeken Vorkink, Türkiye’ye 15 milyar doların üzerinde yabancı sermaye geleceğini de ifade etti.
Türkiye çok daha iyi
Dünya Bankası Güney Avrupa bölgesinde çalıştığı için Türkiye ile Bulgaristan ve Romanya’yı ekonomik ve yapısal olarak çok iyi tanıdığını hatırlatan Vorkink, Türkiye’nin, gelecek yıl AB üyesi olmaya hazırlanan Romanya ve Bulgaristan’a göre daha güçlü bir ekonomik altyapıya, idari kapasiteye ve daha fonksiyonel adli sisteme sahip olduğunu da vurguladı. Türkiye’nin işleyen bir piyasa ekonomisine, eski ve köklü bir adli sisteme sahip olduğunun altını çizen Vorkink, “Türkiye mevcut reform sürecini sürdürürse 10 yıl içinde, AB’nin üç katı oranında bir ekonomik büyüme, sosyal güvenlik dengesini kurmuş, eğitimli işgücüne sahip, güçlü ve rekabetçi bir ülke haline gelecek. Bu süreç sonunda Türkiye küresel bir güç olacak. Zaten böyle bir durumda Türkiye’nin AB’yi istemesinden çok AB Türkiye’yi isteyecek” görüşünü dile getirdi.
Dalgalar etkilemez
Bahar aylarında olduğu gibi gelecekte de dalgalanmaların olacağına dikkat çeken Vorkink, ancak Türkiye’nin, makro ekonomik istikrar programı, dalgalı döviz kuru, yüksek oranda doğrudan yabancı sermaye girişi, Milli Gelire oranı düşüş trendi içinde olan borç yükü ve Avrupa Birliği reform süreci gibi “şok emicileri”ne sahip olması nedeniyle bu dalgalanmaları kısa sürede atlatabileceğini, en son eylül ayındaki mini dalgalanmanın sadece 2 gün sürdüğünü hatırlattı.
Vorkink ayrılıyor
2003 yılından bu yana Türkiye’de görev yapan Andrew Vorkink, görev süresinin dolması nedeniyle kasım ayında Türkiye’den ayrılacak. Vorkink, Washington’da Amerikan Üniversitesi’nde Hukuk ve Kalkınma üzerine dersler vereceğini söyledi. Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini ifade eden Vorkink, gelecek yıl Türkiye’ye tekrar dönerek öğretim üyesi olarak çalışmak isteğini söyledi. Vorkink, muhtemelen İstanbul’da bir üniversitede öğretim üyeliği yapacağını da kaydetti.